adem 的个人资料๑۩۞۩๑~ﺴ๑۩ ....ADEM.... ๑...照片日志列表更多 工具 帮助

...... adem

职业

๑۩۞۩๑~ﺴ๑۩ ....ADEM.... ๑۩ﺴ๑۩~۞۩๑

Yaşam herkesten yana olmasa da ölüm tarafsızdır !... Dost matematiksel olmalı!. Sevinci çarpmalı, Üzüntüyü bölmeli, Geçmişi çıkartmalı,Yarını toplamalı...

 

Guestbook

 

.

AMASYA  
第 1 张,共 11 张
1月12日

ADEM

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws    

 MUHAMMEDALLAH

2月9日

ADEM...

besmele

40 HADİS (S.A.V) 

  1. Ameller niyete göredir.
  2. Meclisler emindirler.
  3. İstihşare edilenler emin kimselerdir.
  4. Vait borçtur.
  5. Nedamet günahlardan pişmanlıktır.
  6. Cemaat rahmettir
  7. Cemaattan ayrılık azabtır
  8. Halk nazarında emin olunan zengindir
  9. Din nasihattır
  10. Temiz bir aileye sahip olamak şereftir
  11. Kerem sahibi takvâlıdır
  12. Hayır ilahidir.
  13. Dua ibadetir.
  14. Cömertlik kardır.
  15. Kur'an her derde devadır.
  16. Borç insanı çirkinleştirir.
  17. Tebdir geçimin yarısıdır.
  18. İnsanlarla sevgili olamak aklın yarısıdır.
  19. Gam ve ve kederle yaşamak ihtiyarlığın yarısıdır.
  20. Harp hiledir.
  1. Güzel sual sormak ilmin yarısıdır.
  2. Önce selam sonra kelam.
  3. Süt tabiatları değiştirir.
  4. Bereket büyüklerimizle olduğumuz zamandır.
  5. Allah korkusu her hikmetin başıdır.
  6. Şüphelilerden kaçınmak amellerin üstünüdür.
  7. Nimetleri zikir cenab-ı Haka şükürdür.
  8. Oruç kalkan gibidir.
  9. Yumuşaklıkla muamele etmek hikmetin başıdır.
  10. İylik güzel ahlektır.
  11. Zina fakirliği miras bırakır.
  12. Gözlerin zinası harama bakmaktır.
  13. Cömertliğin günahı israf etmektir.
  14. Cuma fakirin hacıdır.
  15. Helal talep etmek cihattır.
  16. Garibin ölümü şehadettir.
  17. Namaz mü'minin nurudur.
  18. Dünya kafirin cennetidir.
  19. Cömertliğin günahı başa kalkmaktır.
  20. İlmin günahı unutmaktır.

  

ÖLÜME HAZIRLIK YAPMAK

ölüm

Biraz aklı olan insanın yapması gereken, ölümden sürekli kaçmak değil onu her an hatırda tutmaktır. Ancak bu şekilde gerçek hedefinin bilincinde olarak hareket edebilir, nefsinin ve şeytanın kendisini bu geçici dünya hayatı ile aldatıp oyalamasına izin vermez.

Bu dünya insanların eğitim yeridir. Allah insanlara dünyada çeşitli sorumluluklar yüklemiş ve onlara gözetmeleri gereken sınırları bildirmiştir. İnsan, bu sınırları gözettiği, emredilenleri yerine getirip, yasaklanan şeylerden sakındığı ölçüde ruhen olgunlaşır, aklı ve şuuru gelişir. Başına gelen olaylara sabretmesini, hiçbir durumda Allah'ın dininden taviz vermemeyi, her durum karşısında Allah'a yönelip dönmeyi, yalnız O'ndan yardım istemeyi öğrenir. Allah'ı gereği gibi takdir etmeyi, O'na karşı içli bir sevgi ve saygı dolu bir korku duymayı öğrenir, Allah'a karşı katıksız bir iman ve tam bir teslimiyet kazanır. Allah'ın yarattığı nimetlerin değerini gerçek manada anlar ve bu sayede Allah'a karşı olan şükrü, sevgisi, yakınlığı ve hayranlığı artar. Sonuçta, Allah'ın beğendiği üstün akla ve ahlak özelliklerine sahip ideal bir mümin haline gelir. Bu şekilde her yönüyle mükemmel yaratılmış olan cennete girmeye layık, aynı mükemmellikte bir insan haline gelir. Aksi takdirde dünya ortamında hiçbir eğitim almadan cennete girmiş olsaydı pek çok yönden eksik, olumsuz ve yetersiz bir konumda kalacak ve o mükemmel ortamda her türlü hatayı yapmaya açık bir kişiliği olacaktı.

Nitekim Hz. Adem de, cennetteki sonsuz yaşamı için gereken eğitimi almak üzere yeryüzüne gönderilmiş ve birçok imtihanlara tabi olmuştur. Sonuçta Allah'ın Kuran'da övdüğü üstün ahlak ve kişiliğe sahip seçkin bir insan haline gelmiştir.

Kısaca, Allah'ın özel olarak yarattığı bu hikmetli olay dünyadaki eğitimin bir parçası olan imtihan ortamının sırrını içerir. İnsan bu dünyada başına gelen sayısız olaylarla sınanır ve bu imtihandaki başarısı oranında ebedi hayatında ceza veya mükafata kavuşur. Hiç kimse kendi imtihanının ne zaman son bulacağını bilemez. Ölüm, Kuran'da bizlere bildirildiği gibi "süresi belirtilmiş bir yazıdır". (Al-i İmran Suresi, 145) Bu süre bazen uzun, bazen de kısadır. Aslında en uzun olarak tanımladığımız süre bile nadiren 70 ya da 80 senenin üzerine çıkabilir.

Bu nedenle, uzun yaşama hesapları yapmak yerine insan, Allah'a karşı sorumlu olduğunu ve hesap gününde bütün yaptıklarının hesabını vereceğini bilerek, Kuran'ın rehberliğinde ve onun gösterdiği yola uygun olarak yaşamalıdır. Aksi halde, sonsuz hayatı için bir hazırlık yapmaması, bunun için kendisine tanınan bu tek ve son fırsatı kaçırması ve ebediyen cennetten mahrum kalması kendisi için gerçekten de çok acı bir durum olur. Ebediyen cennetten mahrum olan biri sonsuz azap mekanı olan cehenneme gidecek bir ahlak gösteriyor demektir. Bu nedenle dünyada boşa geçen her saniye hem çok büyük bir kayıp hem de çok acı bir sonuca doğru atılan yeni bir adımdır.

Madem gerçek budur, öyleyse bu gerçeğin dünyadaki herşeyden daha önemli olması gerekir. Hayatımızda karşımıza çıkacak muhtemel olaylar için önceden hazırlık yaptığımız gibi, hatta daha da fazla, ölüm ve sonrası için benzeri bir hazırlık yapmamız en mantıklı hareket olacaktır. Zira ölecek olan biziz. Ölümden sonra karşımıza gelecek olaylarla da tek başımıza muhatap olacağız. Bu konu doğrudan doğruya "bizi", yani "kendimiz"i ilgilendirmektedir. Ebedi kurtuluşu isteyen insanlara, Allah Kuran'da şöyle emreder:

Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir. (Haşr Suresi, 18-19)

ölüm 1

1月27日

İSLAM

 

Photobucket


ISLAM'A DAVET

Yeni ilaç bulduk diyor tabibler

Lokman gibi deva bilse ne fayda

Son nefeste döylemezse bu diller

Bülbül gibi dilin olsa ne fayda.

 

Milyonun olsada rızkını yersin

Ecel şerbetini birgün içersin

Yalın ayak başın açık gidersin

Dünya dolu malın olsa ne fayda

 

İlmin rütben çok olsada kardeşim

İman'ın yoksa günah ise işin

Secdeye hiç koymadın ise başın

Dünya ya dikdatör olsan ne fayda

 

Sur çalınıp yıldızlar dökülünce

Denizler kuruyup sular çekilince

Dağlarda pamuk gibi atılınca

Haramdan mal toplamışsan ne fayda

 

Cehennem uzaktan gösterilince

Ateşin mahşer yerine sürünce

Sırat köprüsüne halk yürüyünce

Arslan gibi gücün olsa ne fayda

 

Helal haram demez toplarsın malı

Yüzbin olsa dersin milyon olmalı

Gözünü aç bu dünya fanidir fani

Gidecek. Sende çok dursa ne fayda

 

Birgün olur götürürler evinden

Kurtuluş yok Azrail'in elinden

Allah adını bırakma dilinden

Bin yıl kadar ömrün olsa ne fayda

 

Zahmetli iş yoktur İslamiyet'te

Kalbi, ruhu besler ibadetlerde

Ne için müslüman olmazsın sende

Kafir çok iyilik yapsa ne fayda


 



İSRAF

Ondokuz yıl evveldi. Stockholm' e gitmiştim. 
Bir otele indim.Geceydi.Sabahleyin, traş olmak için lavaboya
gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir yazı gördüm.
Lütfen diyordu, traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın,
yanda bir kutu var, oraya bırakın.
Bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayiine yardımcı olun.

Doğrusu hayretler içinde kaldım.
Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla Isveç çeliği gelir.
Birçok eşya üzerinde " İsveç çeliğinden yapılmıştır" diye yazardı.
İşte o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile
çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor,
gelen turistlere rica yolluyla uyarıda bulunuyordu.

İsviçre' de zaman zaman, belli periyotlarda,
radyolar, televizyonlar, basın bir haberi duyurur.
Şu tarihte, şu saatte, adamlarımız gelecek.
Siz lütfen hazırlığınızı yapın.
Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar
kitap, dergi, gazete varsa, kağıt, ambalâj, kutu varsa, velev ki,
bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne koyun.
İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun.
Fazla ağaç ziyanına engel olun.

Beş yaşında idim,
rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü.
Babaannem eğildi, aramaya başladı.
Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyor.
Çocukluk işte, aman babaanne dedim.
Bir pirinç tanesi için bu kadar çaba harcamaya,
yorulmaya değer mi?
Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, dedi.
Hiç pirinç üretilirken gördün mü?
İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar.
Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri,
emeği, çilesi var biliyor musun?
Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.
Alain'ın proposlarını okuyorum. Birden irkildim.
Babaannemi hatırladım.
Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa,
bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu. İlâve ediyordu.
Bir iğnenin üretiminde binlerce insanın alın teri,
göz nuru, el emeği vardir diyordu.

Japonlar son derece sade,
basit, yalın mütevâzı yaşayan insanlardır.
Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar japonlara göre ruhen
tekâmül edememiş, hayatın mânâsını anlayamamış,
zavallı kimselerdi.
Böyleleriyle, zavallı, evini belediye mezat salonuna
çevirmiş diye eğlenirler.
Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.

Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdan geçiyor.
İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor.
Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar.
Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve şu andan
itibaren der, Allah şahidim olsun ki,
Japonların iç ve dış borçların son kuruşuna kadar ödenmeden,
pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.
Su üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.
Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan
kaçınma kampanyası açılır.
Japonya bütün borçlarını öder.
Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan
kapsadığını söylemeye gerek yok.
Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.
Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevâzı,
ne kadar gösterişten uzak...

Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan
boş yere akıtmakta, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden
yatmakla, yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla
biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?
Hayat çok ince, akıl almaz incelikte ipliklerle örülmüştür.
Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki,
ilkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.
Bir mıh bir nalı kaybettirir. Bir nal, bir atı, bir at
bir orduya savaşı kaybettirir diyordu.
Maddî durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım,
ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.
Bunda parayı da, maddiyatı da aşan
büyük bir edep ve incelik vardır....."


  

 MESCID-I AKSA'YI GEZMEK ISTERSENIZ ASAGIDAKI MESCID-I AKSA RESMI ÜZERINE TIKLAYINIZ

MESCİD-İAKSA


 

3020250_400.jpg

1月19日

şeytan

ŞEYTAN YERYÜZÜNE İNDİĞİ ZAMAN:

Peygamber Efendimiz buyurdular:

İblis (Cennet'ten kovulup ta) yeryüzüne indirildiği zaman Allah'a şöyle dedi:

-Beni yeryüzüne indirdin, beni kovdun bari bir ev ver !

Allah Teala:

-Senin evin hamamdır! buyurdu.

İblis:

-Bana bir meclis ver dedi.

Alah (c.c.) da:

-Senin meclisin yol ve çarşı-pazarlardır, buyuyrdu.

İblis:

-Hani benim yemeğim? dedi.

Alah (c.c.) da:

-Üzerine Allah'ın adı anılmayan şey senin yemeğindir! buyurdu.

İblis:

-Peki bana müezzin vermezmisin? dedi.

Alah (c.c.) da:

-Senin müezziin zurnalar ve benzeri aletlerdir buyurdu.

İblis:

-Bana okuyacak birşey ver dedi.

Alah (c.c.) da:

-Şiir yeter sana buyurdu.

İblis:

-Söyleyecek söz kıl bana dedi.

Allah (c.c.) da:

-Yalan senin olsun buyurdu.

İblis:

-Bana bir elçi vermezmisin? dedi.

Allah (c.c.) da:

-Kahinler senin elçindir! buyurdu.

İblis:

-Bana avlanacak aletler ve ağlar ver. dedi.

Alah (c.c.) da:

-Senin insanları avlamak için en iyi aletlerin ve tuzakların kadınlardır, buyurdu.

(Ramuzu'l-Ehadis-1507) 


AHİRET HAVA YOLLARI

HAREKET YERİ : DÜNYA
VARIŞ YERİ : AHİRET
UÇUŞ SAATİ : HERAN KALKABİLİR
MÜRACAT : ADRESTEN TESLİM ALINIR
İSİM : ADEMOĞLU
CİNSİ : TOPRAK
ADRES :DÜNYA
BİLETLER SADECE GİDİŞ İÇİNDİR
    MÜSADE EDİLEN EŞYALAR
..................................................
---12 METRE BEYAZ KUMAŞ
---SALİH AMEL
---FAYDALI İLİM
YOLCU YANINDA BUNLARDAN BAŞKA EŞYA GÖTÜREMEZ.HUZURLU VE RAHAT BİR SEYAHAT İÇİN SAYIN YOLCULARIMIZDAN KUR'ANI KERİM VE HADİSİ ŞERİFLERDEKİ TALİMATLARA UYMALARI ÖNEMLE RİCA OLUNUR.
NOT: YOLCULARA VERİLECEK FORMLARDA DOLDURULMASI GEREKEN KISIMLAR:ÖMRÜNÜ NEREDE TÜKETTİN ----GENÇLİĞİNİ NEREDE TÜKETTİN ----MALLARINI NEREDEN KAZANDIN NEREYE HARCADIN GİBİ MEVZULARDIR...
----""""ALLAH İÇİN NE YAPTIN""""


 

agac.jpg

BU AGAC RUHSUZ HİSSİZ DUSUNCESİZ VE RUKU HALİNDE GERİSİNİ SİZ DUSUNUN BEN BİSEY DEMİYORUM

Photobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image Hosting

        TUSUNAMİ SONRASİ KALAN TEK YAPI CAMİ

Photobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image Hosting

FİRAVUN KAFİRİNİN SECDE HALİNDEKİ CESEDİ

Photobucket - Video and Image HostingPhotobucket - Video and Image Hosting

Photobucket - Video and Image Hosting

1月15日

EH İZMİR'Lİ OLMAK AYRICALIK:)

 

ıÜü

GERÇEK BİR AŞK HİKAYESİ

Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti.
Yanmanin nedeni aksam yedikleri degil, uyanir uyanmaz
bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi.

Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi
bitirecekti.Aslinda bunu yapmakta geç bile kalmisti.
Bitmeli dedi içinden, her gün bu tatsiz uyanis
bitmeli.
Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekile
giriyordu.Süratle giyinerek disari çikti.
Bugüne kadar hiç bekletmemisti onu, simdi de
bekletmemeliydi.
Istanbul, soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu.
Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; 'Bulutlar
bizim yasayacaklarimizi biliyor. onlar bile agliyor
halimize...'

BULUSMA VAKTI...

Artik Kadiköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalik
beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü. Simdi midesindeki agri daha da artmisti.
Besiktas'a geçtiler. Yolculuk sirasinda hiç
konusmadilar. Genç kiz,
sevgilisinin bu durgunluguna anlam verememisti.
Nereden bilecekti bugün ayrilik çanlarinin çalacagini...

Besiktas'a geldiklerinde bir cafede oturdular.
Genç kiz anlamisti
sevgilisinin kendisine bir sey söylemek
istedigini. 'Bana birsey mi söylemek
istiyorsun' diye sordu. Genç adam, gözlerini
kaçirarak 'Evet' dedi. Genç kiz heyecanlanmisti, biraz da sinirlenerek
'Söylesene, ne diye bekliyorsun'
dedi. Genç adam içini çektikten sonra 'Sence biz
nereye kadar gidecegiz?'
diye sordu. Genç k?z, 'Bunu sorma geregini niye
duydun?' diye yanit verdi.
Genç adam söze basladi... "Birkaç ay önce aksam
23:00 civarinda sana telefon açip senin için yazdigim siiri okumak istemistim. Sen bana
'Sirasi mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?'
demistin. Biliyormusun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi.
Özür dileyip telefonu kapatmistim. Daha sonra da
bu siiri benden hiç istememistin. Geçenlerde hasta olup yataklara
düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meralin 'Sen sanslisin, sevgilin sana
bakar'sözüne 'Isim yok da sana mi bakacagim, annen baksin' demistin. Hatirladin mi?"

DUYGUSALLIGI SEVMEM...
Genç kiz, 'Biliyorsun ben duygusalligi sevmiyorum.
Hem hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez' diye yanitladi. Genç adam güldü,
'Evet canim haklisin. Zaten olmak istesen de bu kalbi tasidigin sürece
hasta bakici, hemsire falan olamazsin.' Genç adam devam etti... 'Bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden
olusan bir mesaj çektin? Hiç... Hatta günün hiçbir
saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanlari da mutlu etmeyi
sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine
kendimden çok insanlari mutlu
etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her
sabah, her aksam, her gece
yani seni andigim her saat tatli bir mesajim
vardi senin için biliyormusun?
Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.'
Genç kiz anlamisti, 'Yani ne istiyorsun benden
sair olmami mi?' Genç
adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdigi
ayrilik kararinin ne kadar
dogru oldugunu düsündü. 'Hayir' dedi, 'Sair olmani istemiyorum.
Olamazsin da... BIZ AYRILMALIYIZ.
Ayrilirsak ikimiz için de en hayirlisi olacak.'
genç kiz sasirmisti, 'Neden ama? Ben seni
seviyorum. Senin de beni sevdigini saniyordum.' Genç adam iç çekerek 'Hayir
canim, sen beni sevdigini saniyorsun. Eger beni sevseydin simdi baska seyler konusuyor olurduk' dedi.
Genç kizin gözleri yasarmisti. Genç adam cebinden çikarttigi mendili uzatti, genç kiz gözyaslarini silerek 'Sen bilirsin, umarim beni bir baskasi
için birakmiyorsundur...' dedi. Genç adam 'Nasil
böyle birsey düsünürsün,
senden baska kimse olmadi ve uzun zaman da
olacagini sanmiyorum' yanitini verdi.
Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak
oturduklari masada Artik iki yabanciydilar. Birkaç dakika sessizce oturduktan
sonra Genç kiz, 'Kalkalim istersen' dedi. Genç adam 'Ben biraz daha burada kalmak
istiyorum, istersen sen kalkabilirsin' diye yanitladi. Genç kiz 'Tamam o zaman
sana mutluluklar dilerim' diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu.
Genç adam, 'Istersen arkadas kalabiliriz' dedi ve
birbirlerine son kez sarildilar.
'BEN DOGRU YAPTIM..."
Genç adam dogru yaptigina inaniyordu. Eve döndügünde yürümekten bitap Bir haldeydi. Odasina girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erken kalkip ise gidecekti, uyumaliydi. Birkaç saat sonra uykuya dalmayi basardi.
Sabah 7'de saatin ziliyle uyandi. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 cevapsiz arama vardi. Yorgun oldugu için Duymamisti telefonun sesini.
Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesaji açti, sunlar yaziyordu:
SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM,
HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA,
BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM,
BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM,
SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM, BIR TEK SENI SEVDIM,
VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM, ELVEDA BIRTANEM...
Genç adam sasirmisti. Onu tanidigi günden beri ilk defa siir aliyordu ve üstelik sabahin besinde yazmisti. Heyecanla onu aradi, telefonu Yabanci bir ses açti. Genç adam
Nalan'la görüsebilir miyim?"Dedi. Ama karsisindaki
agliyordu, hiçkira hiçkira hemde... 'Ben onun
annesiyim yavrum, kizim bu sabah intihar etti. Gece sabaha kadar birilerini arayip durdu. Sabah odasinin isigini sönmemis görünce girdim. Yavrum kendini asmisti....'
YIGILIP KALDI...
Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün
önceki mide agrisinin ?ki katini çekiyordu simdi.
Oldugu yerde yigilip kaldi...
Birkaç ay sonra iki doktor konusuyordu hastanede. Doktarlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyordu. Doktor yanit verdi...
'Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi
yüzünden bir kiz intihar etmis.
O günden sonra cep telefonunu elinden hiç birakmamis.
Devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde
merak ettim. O uyurken gönderdigi numarayi aradim.
Numara 3 ay önce iptal edilmis. Gelen mesajlarda bir
siir var.
Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladigim
Kadariyla siiri yazan çok duygusal biriymis...

"ÇEVRENIZDEKI INSANLARIN NE HISSETTIGI YA DA NEDÜSÜNDÜGÜNDEN O KADAR EMIN OLMAYIN, BAZEN BIR KALBIN,IÇINDE NELER SAKLADIGINI ÖGRENDIGINIZDE
HERSEY IÇIN ÇOK GEÇ OLABILIR

          
EH İZMİR'Lİ OLMAK AYRICALIK:)

 

1-Izmirli bir kiz; kimseye baglanmaz, cok gerekiyorsa baglar

2-Izmirli bir kiz; asla normal kola icmez. Diet kolanin yaninda,
enkalorilisinden pasta yer.
(Vicdanazabi duymaz)

4-Izmirli bir kiz; zekasini kanitlamaya calismaz.Dunya alemin
bildigi birseyin kaniti olmaz tabii ki...

5-Izmirli bir kiz; hastaliktan olse bile kuafordeki randevusuna
geckalmaz

6-Izmirli bir kiz; erkekleri siniflara ayirmaz.Sadece en iyileri
bilir tanir, cikar. Cani isterse evlenir

7-Izmirli bir kiz; bastan cikmaz,
çikarir

8-Izmirli bir kiz; kumruyu bir cins kus sananlara, her kusun etinin
yenmeyecegini cok guzel
ogretir

9-Izmirli bir kiz; kaprisin allahini yapar.Yakisir da

10-Izmirli bir kiz; herseyde oldugu gibi, is yasaminda da coook
basarilidir. Basarsiz birsey
varsa, calistigi sirkettir

11-Izmirli bir kizi; tanimlayacak bir cumle yoktur Cunku mukemmelin
tanimi yoktur

12-Izmirli bir kiz; toplum icinde aglamaz olsa olsa gozune kirpik
kacmistir

13-Izmirli bir kiz; kendisi hakkinda yapilan olumsuz elestirileri
dinler. Bu arada hep 11. maddenin ne kadar dogru oldugunu dusunur
durur

14-Izmirli bir kiz; kizdigi zaman, ortalikta olmamaniz tavsiye
edilir

15-Izmirli bir kiz; uyusturucu kullanmaz. Uyarici olarak kendi
ustun
ve ozgun yeteneklerini kullanir

16-Izmirli bir kiz; cani isterse herseye bir kulp takabilir

17-Izmirli bir kiz; en populer mekanlarda babasinin yeriymis gibi
rahat davranir. Kasmaz

18-Izmirli bir kiz; en salas mekanlarda da babasinin yeriymis gibi
rahatdavranir. Kasmaz

19-Izmirli bir kiz; her yola gelir. Yeter ki cani istesin.

20-Izmirli bir kiz; vazgecmez

21-Izmirli bir kiz; kafeinsiz kahve icer

22-Izmirli bir kiz; icince sapitmaz. Sapitmasi icin icmesine
gerekyoktur

23-Izmirli bir kiz; annesine tapar. Kardesleri icin olur. Babasina
toz kondurmaz

24-Izmirli bir kiz; otobuse ve minibuse binmez.Toplu tasima
araclarina,halkindan uzakta
kalmamak icin biner

25-Izmirli bir kiz; butun
gece alemini ve piyasayi tanir
tanimasinada sorsaniz, tanimamazliktangelir

26-Izmirli bir kiz; kuaforunun soyledigi herseye inanip, sacini
abuksabuk kestirip boyatmaz. Paralari Leyla'ya basmaz

27-Izmirli bir kizin; mali kiymetlidir

28-Izmirli bir kiz; comerttir. Kullanma tarihi gecmisve defolu
erkekleri halkina
bahşeder

29- Izmirli bir kizi; kızdırmaya gelmez, abukluklara gelemez

30- İzmirli bir kiz,3cü maddenin olmadığını fark etmese bile
güzelliğinden bi şi kaybetmez... yoksa sende mi fark etmedin ;) bunu
yüzüne vurmaz :p

31- İzmirli bir kiz, aşık olmaz, aşık eder; aşk acısı çekmez
çektirir.

32- İzmirli bir kız sıcak kanlıdır, kendine bu yüzden basit hatun
muamelesi yapanların kendileriyle ilgili bir kuyruk acısı
olduğunu
bilir. kendi haline bırakır.

KIsaca İzmirli bir hatuna sahipseniz sıkı sıkı sarılın her an
elinizden kayıp gidebilir ve büyük ihtimalle bu mail size izmirli
bir kız tarafından yollanmaktadır.

Onsuz dünya ne kadar da boş olurdu değil mi? ;)

 

1月13日

SİGARA ÖLDÜRÜR.

HZ.ALI'NIN ağabeyi Cafer b. Ebu Talib'in oğlu Abdullah,
sıcak bir günde, bir kabilenin hurmalığına inmişti.
Abdullah burada dinlenirken, çalışan köleye,
yemek vakti üç parça ekmek geldiğini gördü.
Adam ekmeklerden birini
ağzına götürmek üzereydi ki,
birden önünde açlığı her halinden belli
bir köpek belirdi.
Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı.
Köpek ekmeği derhal yedi,
köle ekmeğin ikinci parçasını da attı.
köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü,
köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe verdi.
Kalkıp, yeniden işine dönmek üzereydi ki,
olup biteni uzaktan seyreden Abdullah,
yaklaşıp sordu:
"Ey köle, bugünkü yiyeceğin ne kadardı?"
Köle sıkılarak cevap verdi:
"Işte bu üç parça ekmek."
"O halde neden kendine hiç ayırmadın?"
"Baktım ki, hayvan çok aç.
O halde bırakmak istemedim."
"Peki sen ne yiyeceksin şimdi?"
"Oruç tutacağım."
Bunun üzerine, Abdullah b. Cafer,
köleden sahibini,
evinin nerede olduğunu sordu.
Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı
içindeki köleyle birlikte satın aldı.
Sonra döndü, köleye bu tarlayı ve onu sahibinden
satın aldığını söyledi ve ekledi:
"Seni azad ediyorum.
Bu hurmalığı da sana hediye ediyorum."
Cömertliğiyle meşhur Abdullah b. Cafer, kendisinden daha cömert birini
tanıyıp tanımadığı sorulduğunda,
bu olayı anlatır ve:
"Ama o köpeğe topu topu üç parça ekmek vermiş; sense ona koskoca bir
hurmalığı ve hürriyetini vermişsin" dediklerinde,
şu karşılığı verirdi:
"Ama o elindeki herşeyi verdi;
ben ise elimdekinin bir kısmını..."

 
l1000.gifl1000.gifl1000.gifl1000.gifl1000.gif
SİGARA İÇMEK AĞRILI VE YAVAŞ BİR ÖLÜME NEDEN OLUR...
SİGARA İÇMEK ÖLDÜRÜR...
l1000.gifl1000.gifl1000.gifl1000.gifl1000.gif
 
Njs36212.gif
1月4日

TURKİYE

 

 

 

 

BIGFOOT.gifBIGFOOT.gifBIGFOOT.gif

 

12月30日

AŞK

 
 

MERAK ETME SEN

Bakışların bana biraz cesaret versin
Korkuyorum sana aşktan söz etmeye ben
Bir sevdiğin varsa ne olur söyle
Giderim bu diyardan merak etme sen
Toprak olur taş olurum
Yolunda yoldaş olurum
İstersen kardeş olurum
Merak etme sen
Her baharım hazan olsa
Kara bağrım alev olsa
Gurbet bana mezar olsa
Merak etme sen
Aşkın bana ölüm olsa
Merak etme sen
Aşkın büyük dağlaraymış
Gariplerde severmiş
Kara gözlerine yaşlar dolmuş
Hadi sil sen üzülme
Merak etme sen


BATAN GÜNEŞ

Batan güneş beni de al
Dönmem artık bu yerlere
Felek sanki inat etmiş
Bütün kastı sevenlere
Ben şimdi sensiz kaldım
Bağrıma taş basacağım
Benim sevgim gerçek sevgi
Ölsem de seveceğim
Şu üç günlük dünyada
Çok görüldü sevgimiz
Mutluluğa giden yolu
Kapadı kaderimiz

 

BENDE UNUTURUM

Bir gün unutursa doğmayı güneş
Unutursa zamanında batmayı
Yokluğunun acısına
Yanıp yanıp kavrulan yüreğim
Unutursa zaman geçmeyi
Unutursa mevsimler değişmeyi

Bende unuturum...
Yıldız yıldız parlayan saçlarını ben de unuturum...
Senin gibi yalnızlığın acısını
Ben de unuturum... ışıl ışıl parlayan gözlerini
Ben de unuturum... alev alev geceleri

Bir gün unutursa esmeyi rüzgar
Unutursa zamanında dinmeyi
Sensizliğin rüzgarında
Esip esip savrulan yüreğim
Unutursa gündüz geceyi
Unutursa mevsimler değişmeyi

İster yağmur yağsın ister fırtınalar kopsun
Yüreğimin her köşesi paramparça olsun isterse
Ben de unuturum... Ben de unuturum seni ben de

 

DUVAR

Seninle bir daha aynı yolda yürümem
Seninle yürüyene yolda tuzakların var
Bir daha asla dokunmam tenine
Senin teninden önce duvarların var
Ben o duvarlara çarpa çarpa
Nasır tuttum
Ağlaya ağlaya
Yosun tuttum
Derin bir nefes alır gibi batıyoruz
Yükümüz ağır
Yeni bir söz söylemek için
Ölmek mi gerekir
Hadi bir cesaret
Sen de taşın altına koy elini inadına inadına
Sevişmeli bağır çağır

YEMİNLİYİZ

Sebebim bir tanem her yanım senle dolu
Nedensiz seveceğiz sonum olsa bu aşkın yolu

Canımın içi gitmesin bana vedayı etmesin
Giderken bensizliğe üzülmesin
Bu nasıl ayrılık demesin, bu nasıl acı demesin
Son sözü söylüyorum beni dinleyin

Bizi kimse ayıramaz yolumuza kimse taş koyamaz
Gülüm bir gün güleceğiz çünkü biz yeminliyiz
Bebeğim hep seveceğiz aşk yolunda gideceğiz
Gerekirse öleceğiz çünkü biz dönemeyiz

Gidiyorum diyorsun peki neden ağlıyorsun
Biliyorum gülüm sende gitmek istemiyorsun
Gitmek kolay bebeğim gitmek kolay
Kalıp ta sevmek olay
Yemin ettik bu aşkın üzerine
Biz birbirimizi affetsek bile söyle gülüm
Allah affeder mi ikimizi söyle Allah affeder mi?

BİRAZ GÜLMEK İSTERSENİZ....

çııÖÖçşıÜü1 - Aydinlikta

Nasreddin Hoca kapisinin önünde bir seyler araniyormus. Komsulari :
- Hayrola Hoca efendi, demisler, birsey mi kayip ettin?
- Mühürüm düstü de...
- Nerede düsürdün? Söyle, biz de bakiverelim...
- Içeride düsürdüm, avluda...
- Avluda kayip olan sey sokakta aranir mi be Hoca?
- Avlu karanlik. Burasi daha aydinlik da onun için burada ariyorum...


2 - Görenler Ne Sanir?

Halktan bir grup toplanmis, merak ettikleri bir soruyu Nasreddin Hoca ya
sormuslar :
- Hocam, helada sakiz çignemek haram midir?
Hoca, biraz düsündükten sonra :
- Kara kapli, bu konuda bir sey demez. Ama çignememek iyidir.
- Neden?
- E, agizda sakizla heladan çiktigini görenler b.k yedigini sanabilirler...


3 - Nerelere Kadar

Nasreddin Hoca, kirda sesinin yettigince bagirarak ezan okuyor ve olanca
hiziyla kosuyormus.
Bu durumu gören birkaç kisi, Hoca ya birsey oldugunu düsünerek yanina
yaklasip sormuslar :
- Ne oldu sana, Hoca efendi? Bu ne istir?
Hoca, kosmasini sürdürerek :
- Sesimin nerelere kadar gittigini merak ettim de... demis. Onun için
arkasindan kosuyorum...


4 - Herkes Anlasin Diye

Nasreddin Hoca esegini pazara götürüp satiliga çikartmis. Esek pek
huysuzlanmis. Kuyrugunu elleyeni tepmis, disine bakani isirmis... Tellal :
- Hoca, demis, bu huysuz esegi kimse almaz. Geri götür...
Hoca altta kalmamis :
- Zaten satmak için degil, bu esekten neler çektigimi herkes anlasin diye
getirmistim pazara!..


5 - Hatim

Nasreddin Hoca ve karisi konusuyorlardi. Karisi :
- Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.
- Ne olmus yani?
- Imam efendi, karisinin yüzüne bakarak yasin okuyormus.
Hoca güldü :
- Ben o kadini görsem, hatim bile indiririm!..


6 - Köyün Yabancisi Olunca

Nasreddin Hoca daha önce hiç ugramadigi bir köyden geçiyormus. Bir köylü
yanina yaklasmis :
- Efendi, bugün günlerden ne?
Hoca, yorgunlugun etkisiyle hangi gün oldugunu bir türlü hatirlayamayinca :
- Bu köyün yabancisiyim, demis. Buranin günlerini bilmem...

7 - Görürsem Söylerim

Bir arkadasi Nasreddin Hoca ya gelmis.
- Bana bak Hoca, kulagini bükmesi benden... Su karina bir sey söyle, sabahtan
aksama kadar ev ev dolasiyor, konu komsu birakmiyor... Söyle de azicik evinde
otursun.
- Peki, demis Hoca, görürsem söylerim...


8 - Postacılar

Nasrettin Hoca`nın bir gün paraya çok ihtiyacı olmuş ve Allah`a mektup
yazmış. Mektupta; "Allahım bana yüz altın gönderir misin?" yazıyormuş. Gitmiş
mektubunu postahaneye vermiş. Postacılar bakmışlar ki mektup Allah`a
gidecek, merak edip mektubu okumuşlar ve kendi aralarında altın toplamışlar
fakat 99 tane çıkmış. Bir zarfın içine koyup, Nasrettin Hoca`nın evine
bırakmışlar ve kapının arkasından dinliyorlarmış. Nasrettin Hoca mektubu açıp
altınları saymış ve Allah`a dua edip; "Allahım bi daha şu postacılarla gönderme,
hiç güven olmuyor." demiş...


9 - Yüzme Olayı

Hocanin iki karisi varmış. Bir gün; "En çok hangimizi seviyorsun?" diye sormuşlar.
Hoca söylemek istememiş. Yeni karısı:
- İkimizde göle düşsek, önce hangimizi kurtarırdın?
demiş. Hocaeski eşine :
- Sen biraz yüzme biliyordun degil mi?

1

- Fare misin Yoksa Insan mi?

Adamin biri kendini fare zannettigi için akil hastenesine düsmüs. Tedavisi
bittikten sonra doktor sormus. Simdi sen bir fare misin yoksa insan mi?
Deli : Fare olur mu doktor bey ben bir insanim.
Doktor : O zaman artik gidebilirsin iyilestinartik demis. Deli kapidan çikmis
ve imdaaaaaat diye bagirarak tekrar içeri girmis doktor ne oldu demis...
Deli : Bir kedi gördüm de ondan korktum demis.
Doktor : Sen hani sen artik kendini bir fare zannetmiyordun demis.
Deli : Ben fareolmadigimi biliyorum da kedi nerden bilsin demis...


2 - Miyav Dedik ya

Iki deli, akil hastahanesinden kaçmaya karar vermisler. Gece vakti hizli bir
sekilde duvardan atlayarak bosluktaki tarlaya çikmislar. Tellerin arasindan
sürünerek ilerlerken bir bekçi bunlarin hisirtisini duymus. Hemen bagarmis :
- Kim varorada?
Delilerden biri hemen :
-Miyav, miyavvv...
Diye seslenmis. Hisirtiyi kedinin çikardigini sanan bekçi tam geri dönecekken
deliler yine sürünmeye ve hisirtilar çikartmaya baslamislar. Bekçi hemen
dönmüs ve bagarmis :
- Kim var orada?
Iyice sinirlenen deli :
-Miyav dedik ya len...


3 - Saglik Bakani

Akil hastenesini gezen saglik bakani bir hastanin yanina yaklasmis. Hasta ona
bakmis,
- Yeni mi düstün?..
- Hayir, ben saglik bakaniyim. Buraya sizleri ziyaret etmek için geldim...
- Heh heh heh, saglik bakaniymis... Bende Napolyon Bonapart, memnun oldum.


4 - Çay Sekerleri

Deli , kahveye girdiginde soluk solugaydi. Bos bir masaya oturup ocaga
seslendi :
- Bana bir çay!..
çay geldi , sekerleri atip karistirdi. Garsonadan yine seker istedi. Onlari da atip
karistirdi, yeniden istedi. Garson :
- Sekiz seker koydun çaya, dedi saskin saskin,
- Koydum ama , iste görüyürsun, hepsi eriyor!..


5 - Hamamböcekleri

Akil hastanesinden iki deliyi salivereceklermis. Doktorlar kendi aralarinda
"Sunlara son bir test yapalim da görelim akillari baslarina gelmis mi."demisler.
Bunun üzerine iki deliyi bir masa basina çagirmislar. Masanin üzerine bir
kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canli hamamböcegi
dökmüsler ve "Buyrun beyler, yiyiniz." demisler. Delirlerden bir tanesi hemen
zeytinlere saldirmis, ötekisi araya girmis, "Önce kaçanlari yiyelim, öburleri nasil
olsa duruyor!"


6 - Sayi

Akil hastanesini gezmekte olan gazeteci, bir kogusta rastladigi hastaya sordu:
- Burada kaç kisisiniz?
Karsisindaki, elini bos ver anlaminda salladiktan sonra:
- Asil, dedi, siz disarida kaç kisisiniz?

7 - Bamya Sever

Memduha hanim kocasinin israrlari üzerine bir psikologa gitti :
- Ben bamyayi çok seviyorum. Bu yüzden de kocam bana deli diyor.
- Laf, dedi doktor. Bende çok severim bamyayi.
- Öyle mi ? Öyleyse bir gün bize gelir ne olur. Bizim evde bütünçekmeceler,
dolaplar bamya dolu. Tazesi, kurusu, konservesi... Her türlüsü var !..


8 - Tatlanmamis

Akil hastanesinin bahçesinde geziyorlardi. Durdu, havuza egilip agzina biraz
su aldi, dogrulup püskürttü. Yanindaki arkadasi sordu :
- Ne oldu?
- Sabah iki seker attim, su hala tatlanmamis.
- Elbet tatsiz olacak. Karistirdin mi ki?


9 - Gökkusagi

Iki deli, yagmurdan sonra, kumasi yirtik, pasli bir semsiyeyi açmislar, yolda
gidiyorlardi. Birincisi, gökkusagini gösterdi :
- Bak bak...
Ikinci bakti ve birden sinirlendi :
- Hükümet böyle seyler için para harciyor da, bizim gibi deliler için dogru
dürüst bir hastane bile yaptirmiyor...


10 - Saati Kurmak

Delinin biri bir gün havuza bir saat atmis ve daha sonra beklemeye baslamis.
Bunu gören diger arkadasi yaklasarak :
- Ne yapiyorsun?
- Hiç. Havuza saat attim, yüzüyor mu diye bakiyordum.
- Peki, saati kurdun mu, diye sormus digeri de.
- Hayir!
- Be deli, kurmassan nasil yüzsün?..


11 - Sapan

Adamin biri aklini sapanla bozmus. Nerede bir karis lastik bulsa hemen sapan
yapip evlerin camina tas atiyormus. Sonunda akil hastanesine kapatmislar. Gel
zaman git zaman adam birgün bashekimin odasina gitmis
- Ben artik akillandim. Beni çikarin, demis. Bashekim :
- Peki seni çikarirsak ne yapacaksin?
- Evlenecegim.
- Evlenince ne yapacaksin?
- Gelini alip gerdek odasina getirecegim.
- Sonra?
- Önce duvagini sonra gelinligini çikaracagim.
Doktor heyecanlanmis :
- Sonra, sonra?
- Sonra sütyenini çikaracagim.
- Eee, sonra?
- Sonra kilotunu çikaracagim.
Doktor iyice heyecanlanis artik :
- Anlat, anlat sonra?
- Kilotunun lastigini çikarip sapan yapacagim...


12 - Sinema Bileti

Adamin biri sinemaya gitmis. Giseden bilet almis ve içeri girmis. Çikmis, tekrar
almis, içeri girmis, biraz sonra tekrar çikmis ve bilet almak giseye gelmis.
Gisedeki adam dayanamayip sonunda sormus :
- Bu kaçinci biletiniz beyefendi?
Adam cevap vermis :
- Içerde bir deli var biletimi durmadan yirtiyor!..

12月25日

TÜRKİYEM

 

 

 

12月19日

KISA SURELERİN TEFSİRİ

1-FATİHA:

1 - Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.

2 - Hamd o âlemlerin Rabbi,

3 - O Rahmân ve Rahim,

4 - O, din gününün maliki Allah'ın.

5 - Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!).

6 - Hidayet eyle bizi doğru yola,

7 - O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.

1. The Opening (Al-Fátíha)

1. In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

2. Praise be to Allah, the Cherisher and Sustainer of the worlds;

3. Most Gracious, Most Merciful;

4. Master of the Day of Judgment.

5. Thee do we worship, and Thine aid we seek.

6. Show us the straight way,

7. The way of those on whom Thou hast bestowed Thy Grace, those whose (portion) is not wrath, and who go not astray.

105-FİL:

1 - Görmedin mi Rabb'in fil sahiplerine ne yaptı?

2 - Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?

3 - Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi.

4 - Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı.

5 - Ve onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptık.

105. The Elephant (Al-Fíl)

1. Seest thou not how thy Lord dealt with the Companions of the Elephant?

2. Did He not make their treacherous plan go astray?

3. And He sent against them Flights of Birds,

4. Striking them with stones of baked clay.

5. Then did He make them like an empty field of stalks and straw, (of which the corn) has been eaten up

106-KUREYŞ:

1 - Kureyş'in ilâfı (güven ve barış andlaşmalarından faydalanmalarını sağlamak) için.

2 - Kış ve yaz seferlerinde (faydalandıkları andlaşmaların) kadrini bilmiş olmaları için.

3 - Bu Beyt (Kâbe)nin Rabbine kulluk etsinler.

4 - O, kendilerini açlıktan kurtararak beslemiştir ve her tehlikeye karşı onlara emniyet vermiştir.

106. The Quraish

1. For the familiarity of the Quraish,

2. Their familiarity with the journeys by winter and summer,-

3. Let them adore the Lord of this House,

4. Who provides them with food against hunger, and with security against fear (of danger).

107-MA'UN:

1 - Dini yalanlayanı gördün mü?

2 - İşte o, öksüzü iter, kakar.

3 - Yoksulu doyurmaya önayak olmaz.

4 - Vay haline o namaz kılanların ki,

5 - Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler.

6 - Gösteriş yaparlar onlar,

7 - Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler).

107. Neighborly Needs (Al-Máün)

1. Seest thou one who denies the Judgment (to come)?

2. Then such is the (one) who repulses the orphan,

3. And encourages not the feeding of the indigent.

4. So woe to the worshippers

5. Who are neglectful of their prayers,

6. Those who (want but) to be seen,

7. But refuse (to supply) (even) neighborly needs.

108-KEVSER:

1 - Muhakkak biz sana Kevser'i verdik.

2 - Öyleyse Rabb'in için namaz kıl ve kurban kes.

3 - Muhakkak ki sonu kesik olan, sana buğzedendir.

108. Abundance (Al-Kauthar)

1. To thee have We granted the (Fount of) Abundance.

2. Therefore to thy Lord turn in Prayer and Sacrifice.

3. For he who hateth thee, he will be cut off (from Future Hope).

109-KAFİRUN:

1 - De ki: Ey kâfirler

2 - Sizin taptıklarınıza ben tapmam.

3 - Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz.

4 - Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim.

5 - Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.

6 - Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

109. Those Who Reject Faith (Al-Káfirün)

1. Say : O ye that reject Faith!

2. I worship not that which ye worship,

3. Nor will ye worship that which I worship.

4. And I will not worship that which ye have been wont to worship,

5. Nor will ye worship that which I worship.

6. To you be your Way, and to me mine.

110-NASR:

1 - Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,

2 - Ve insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde,

3 - Rabbini öğerek tesbih et, O'ndan bağışlanmanı dile, çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.

110. Help (An-Nasr)

1. When comes the Help of Allah, and Victory,

2. And thou dost see the people enter Allah's Religion in crowds,

3. Celebrate the praises of thy Lord, and pray for His Forgiveness: for He is Oft- Returning (in forgiveness).

111-TEBBET:

1 - Ebu Leheb'in elleri kurusun (yok olsun o), zaten yok oldu ya.

2 - Ne malı ne de kazandığı onu kurtaramadı.

3 - (O), alevli bir ateşe girecektir.

4 - Karısı da odun hamalı olarak (onunla beraber girecektir).

5 - Boynunda da hurma lifinden bir ip olacaktır.

111. The Flame (Al-Lahab)

1. Perish the hands of the Father of Flame! Perish he!

2. No profit to him from all his wealth, and all his gains!

3. Burnt soon will he be in a Fire of Blazing Flame!

4. His wife shall carry the (crackling) wood - as fuel!-

5. A twisted rope of palm-leaf fiber round her (own) neck!

112-İHLAS:

1 - De ki; O Allah bir tektir.

2 - Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir

3 - Doğurmadı ve doğurulmadı

4 - O 'na bir denk de olmadı.

112. Purity of Faith (Al-Ikhlás)

1. Say: He is Allah, the One;

2. Allah, the Eternal, Absolute;

3. He begetteth not, nor is He begotten;

4. And there is none like unto Him.

113-FELAK:

1 - De ki: "Ben, ağaran sabahın Rabbine sığınırım,

2 - Yarattığı şeylerin şerrinden,

3 - Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,

4 - Ve düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden,

5 - Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.

113. The Dawn (Al-Falaq)

1. Say: I seek refuge with the Lord of the Dawn,

2. From the mischief of created things;

3. From the mischief of Darkness as it overspreads;

4. From the mischief of those who blow on knots;

5. And from the mischief of the envious one as he practices envy.

114-NAS:

1 - De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,

2 - İnsanların hükümdârına,

3 - İnsanların ilâhına,

4 - O sinsi vesvesecinin şerrinden.

5 - O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.

6 - Gerek cinlerden, gerek insanlardan.

114. Mankind (An-Nás)

1. Say: I seek refuge with the Lord and Cherisher of Mankind,

2. The King (or Ruler) of Mankind,

3. The God (or Judge) of Mankind,-

4. From the mischief of the Whisperer (of Evil), who withdraws (after his whisper),-

5. Who whispers into the hearts of Mankind,-

6. Among Jinns and among Men.

 

KURAN-I KERİM (THE HOLY QURAN)

Al-i İmran:

45. Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır.

46. sâlihlerden olarak beşikte iken ve yetişkinlik halinde insanlara (peygamber sözleri ile) konuşacak.

47. Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "Ol!" der; o da oluverir.

 

45. Behold! the angels said: "O Mary! Allah giveth thee glad tidings of a Word from Him: his name will be Christ Jesus, the son of Mary, held in honor in this world and the Hereafter and of (the company of) those nearest to Allah."

46. "He shall speak to the people in childhood and in maturity. And he shall be (of the company) of the righteous."

47. She said: "O my Lord! How shall I have a son when no man hath touched me?" He said: "Even so; Allah createth what He willeth: When He hath decreed a plan, He but saith to it, 'Be,' and it is!"


Meryem:

17. Meryem, onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü.

18. Meryem dedi ki: Senden, çok esirgeyici olan Allah'a sığınırım! Eğer Allah'tan sakınan bir kimse isen (bana dokunma).

19. Melek: Ben, yalnızca, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için Rabbinin bir elçisiyim, dedi.

20. Meryem: Bana bir insan eli değmediği, iffetsiz de olmadığım halde benim nasıl çocuğum olabilir? dedi.

21. Melek: Öyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolaydır. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, hüküm ve karara bağlanmış (ezelde olup bitmiş) bir iş idi.

22. Meryem ona hamile kaldı. Bunun üzerine onunla (karnındaki çocukla) uzak bir yere çekildi.

23. Doğum sancısı onu bir hurma ağacına (dayanmaya) sevketti. "Keşke, dedi, bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!"

24. Aşağısından (İsa yahut melek) ona şöyle seslendi: "Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir."

25. "Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün."

26. "Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah'a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım."

27. Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!

28. Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi.

29. Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. "Biz, dediler, beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz?"

30. Çocuk şöyle dedi: "Ben, Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber yaptı."

31. "Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti."

32. "Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı."

33. "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır."

34. İşte, hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak- budur.

35. Allah'ın bir evlât edinmesi, olur şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece "Ol!" der ve hemen olur.

36. (İsa şunu da söyledi:) Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk ediniz. İşte doğru yol budur.


 

17. She placed a screen (to screen herself) from them; then We sent her Our angel, and he appeared before her as a man in all respects.

18. She said: "I seek refuge from thee to (Allah) Most Gracious: (come not near) if thou dost fear Allah."

19. He said: "Nay, I am only a messenger from thy Lord, (to announce) to thee the gift of a pure son.

20. She said: "How shall I have a son, seeing that no man has touched me, and I am not unchaste?"

21. He said: "So (it will be): thy Lord saith, 'That is easy for Me: and (We wish) to appoint him as a Sign unto men and a Mercy from Us'. It is a matter (so) decreed."

22. So she conceived him, and she retired with him to a remote place.

23. And the pains of childbirth drove her to the trunk of a palm-tree. She cried (in her anguish): "Ah! would that I had died before this! would that I had been a thing forgotten!"

24. But (a voice) cried to her from beneath the (palm-tree): "Grieve not! for thy Lord hath provided a rivulet beneath thee;

25. "And shake towards thyself the trunk of the palm-tree: It will let fall fresh ripe dates upon thee.

26. "So eat and drink and cool (thine) eye. And if thou dost see any man, say, 'I have vowed a fast to (Allah) Most Gracious, and this day will I enter into no talk with any human being'"

27. At length she brought the (babe) to her people, carrying him (in her arms). They said: "O Mary! truly a strange thing has thou brought!

28. "O sister of Aaron! Thy father was not a man of evil, nor thy mother a woman unchaste!"

29. But she pointed to the babe. They said: "How can we talk to one who is a child in the cradle?"

30. He said: "I am indeed a servant of Allah. He hath given me revelation and made me a prophet;

31. "And He hath made me blessed wheresoever I be, and hath enjoined on me Prayer and Charity as long as I live;

32. "(He hath made me) kind to my mother, and not overbearing or unblest;

33. "So peace is on me the day I was born, the day that I die, and the day that I shall be raised up to life (again)"!

34. Such (was) Jesus the son of Mary: (it is) a statement of truth, about which they (vainly) dispute.

35. It is not befitting to (the majesty of) Allah that He should beget a son. Glory be to Him! when He determines a matter, He only says to it, "Be", and it is.

36. Verily Allah is my Lord and your Lord: Him therefore serve ye: this is a Way that is straight.

            

İlim İlim Bilmektir


İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmez isen
Ya nice okumaktır

Okumaktan mânâ ne
Kişi Hakk'ı bilmektir
Çün okudun bilmez isen
Ha bir kuru emektir

Okudum bildim deme
Çok tâat kıldım deme
Eri Hak bilmez isen
Abes yere yelmektir

Dört kitabın manası
Bellidir bir elifde
Sen elifi bilmez isen
Bu nice okumaktır

Yunus Emre der hoca
Gerekse var bin hacca
Hepisinden eyice
Bir gönüle girmektir

Yunus Emre

ŞİİRİN KENDİSİ

 

 

35 YAŞ ŞİİRİ


Yas otuz bes! yolun yarisi eder.
Dante gibi ortasindayiz ömrün.
Delikanli çagimizdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yasina bakmadan gider.

Sakaklarima kar mi yagdi ne var?
Benim mi Allahim bu çizgili yüz?
Ya gözler altindaki mor halkalar?
Neden böyle düsman görünürsünüz,
Yillar yili dost bildigim aynalar?

Zamanla nasil degisiyor insan!
Hangi resmime baksam ben degilim.
Nerde o günler, o sevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben degilim;
Yalandir kaygisiz oldugum yalan.

Hayal meyal seylerden ilk askimiz;
Hatirasi bile yabanci gelir.
Hayata beraber basladigimiz,
Dostlarla da yollar ayrildi bir bir;
Gittikçe artiyor yalnizligimiz.

Gökyüzünün baska rengi de varmis!
Geç farkettim tasin sert oldugunu.
Su insani bogar, ates yakarmis!
Her dogan günün bir dert oldugunu,
Insan bu yasa gelince anlarmis.

Ayva sari nar kirmizi sonbahar!
Her yil biraz daha benimsedigim.
Ne dönüp duruyor havada kuslar?
Nerden çikti bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçinci bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin basinda.
Uyudun uyanamadin olacak.
Kimbilir nerde, nasil, kaç yasinda?
Bir namazlik saltanatin olacak,
Taht misali o musalla tasinda.

ıÜüKALDIRIMLAR

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..

NECİP FAZIL KISAKÜREK

 

ıÜüCANAKKALE SEHITLERINE

Suheda govdesi, bir baksana daglar taslar...
O, ruku olmasa, dunyada egilmez baslar,

Vurulmus temiz alnindan uzanmis yatiyor;
Bir hilal ugruna ya Rab, ne gunesler batiyor!

Ey, bu topraklar icin topraga dusmus, asker!
Gokten ecdad inerek opse o pak alni deger.

Ne buyuksun ki kanin kurtariyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanlari ancak, bu kadar sanli idi...

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsin?
"gomelim gel seni tarihe!" desem, sigmazsin.

Herc u merc ettigin edvara ya yetmez o kitab...
seni ancak ebediyyetler eder istiab.

"Bu, tasindir" diyerek Kabe'yi diksem basina;
Ruhumun vahyini duysam da gecirsem tasina;

Sonra gok kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine ceksem butun ecramiyle;

Mor bulutlarla acik turbene catsam da tavan;
Yedi kandilli Sureyya'yi uzatsam oradan;

Sen bu avizenin altinda, burunmus kanina,
Uzanirken gece mehtabi getirsem yanina,

Turbedarin gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gunduzun fecr ile avizeni lebriz etsem;

Tullenen magribi, aksamlari sarsam yarana...
Yine bir sey yapabildim diyemem hatirana.

Sen ki, son ehl-i salibin kirarak savletini,
Sarkin en sevgili sultani Salahaddin'i,

Kilic Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki islami kusatmis, doguyorken husran,

O demir cemberi gogsunde kirip parcaladin;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrami adin;

Sen ki; a'sara gomulsen tasacaksin... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

Ey sehid oglu sehid, isteme benden makber,
Sana agusunu acmis duruyor Peygamber.

Mehmet Akif ERSOY

SPACES YARDIM

 

MSN SAYAÇ EKLEMEK

Msn Space"imize Kaç Kişi Gelmiş Diye Merak Ediyorsanız

ve Sitemizinde Biraz Hoş Görünmesini İstiyorsanız

Buyrun Sayacımızı Eklemey Başlıyalım Nedersinzi.

1-) Aşağıda Bulunan Linke Tıklayalım

2-) Burdan Kendimize Uygun Sayacı Seçelim

Alta Bulunan Go to Step 2 Tiklıyalım

3-) Bu sayfaya Bilgilerimizi Girelim

Alta Bulunan Go to Step 2 Tiklıyalım

4-) Kutu İçersindeki

<HTML> Kodunu Kopyalayalım

Ve Sayacımızın Nerde Görünmesini İstiyorsak

Oraya Bu

<HTML> kodunu Yapıştıralı OK.

Tıklayınız

MSN ANKET EKLEMEK

Msn Spaces"imize Anket Eklemek

Yapmanız Gereken Aşağıda Bulunan Link Tıklamanız

Ordaki "

Enter your pool question " Yazisinin Sağında

Bulunan Yere Anket Başlığımızı Yazalım

Altında Bulunan "

Number of answers" Yerinede

Kaç Tane Cevap İskiyorsak İsaretliyoruz

Sonra

NEXT" tıklayıp Açılan Sayfada Cevap Şıklarını yazın

Sonra

NEXT"tıklayın Son Ayarları Yapdıkdan Sonra Finis.

Bize Diger açılan Sayfada

URL adresi Verecek Bunu

List

bölümünden Açarak URL Kısmına Yazmanız Yeter.

Tıklayınız

BLOG"A MÜZİK EKLEMEK

Msn Spaces"imize Müzik Eklemek İçin İlk Yapmamız Gereken

Blog

Kısmına TIklayınız Ve Acılan Blog Sayfanına

Yeni bir

Blog Yeri Açarsanız Eger <HTML> Tıkladıkdan Sonra

Ordaki

<DİV><DİV> Siliniz

Yeni Değil İse

<HTML> Tıkladıkdan Sonra Bu Kodu Yazınız

<IMG height=0 loop=infinite dynsrc=

"Braya URL Yazınız" width=0>

Örn URL :

http://server2.dopdolu.net/canli/179.wma

MSN CUSTOM HTML KOD EKLEMEK

Önce Spaces"imizi Düzenlemek için Login Oluyoruz.

Daha Sonra Adres Cubuğunda Var Olan

URL

"in Sonuna Şu Kodu Ekliyoruz

&powertoy=sandbox

Adres Cbugunun Sonundaki

Git Tıklıyoruz

Sayfa Yenilendikden Sonra

Ayarlar Bölümünden "

CUSTOMİZE"ordan

da "

MODULES"i Tıkladıktan sonra Şeceneklerin

Arasında

CUSTOM HTML"inde Eklenmiş Olduğunu

Göreceksiniz

Add"e Tıklayın ve Save"e Basın

MSN YAZI,CERCEVE,ARKAPLAN RENK

Önce Spaces"imizi Düzenlemek için Login Oluyoruz.

Daha Sonra Adres Cubuğunda Var Olan

URL

"in Sonuna Şu Kodu Ekliyoruz

&powertoy=tweakomatic

Adres Cbugunun Sonundaki

Git Tıklıyoruz

Sayfa Yenilendikden Sonra

Ayarlar Bölümünden "

CUSTOMİZE"ordan

da "

MODULES"i Tıkladıktan sonra Şeceneklerin

Arasında

TWEAKOMATİC"inde Eklenmiş Olduğunu

Göreceksiniz

Add"e Tıklayın ve Save"e Basın

MSN MEDİA PLAYER EKLEMEK

Önce Spaces"imizi Düzenlemek için Login Oluyoruz.

Daha Sonra Adres Cubuğunda Var Olan

URL

"in Sonuna Bu Kodu Ekliyoruz

&powertoy=musicvideo

Adres Cbugunun Sonundaki Git Tıklıyoruz

Sayfa Yenilendikden Sonra

Ayarlar Bölümünden "

CUSTOMİZE"ordan

da "

MODULES"i Tıkladıktan sonra Şeceneklerin

Arasında

Media Player "inde Eklenmiş Olduğunu

Göreceksiniz

Add"e Tıklayın ve Save"e Basın

YENİ ZİYARETCİ DEFTERİ OLUŞTURMA UMARIM BEYENİRSİNİZ

İlk önce benim [

ZİYARETCİ NOT DEFTERİME ] Tıklayınız.
Yukarda [
Yeni ziyaretci defteri oluştur
] seçenegine tıklayınız.
Daha sonra açılan pencerede yapmamız gerekenler
a-
Your name
: KADAN_ADAM Bu secenek cıkacakdır
b-
Your email address : Email adresinizi yazın"ki size URL
yollasın
c-
Your website address
: Spaces adresinizi tam yazın
d-
Title for your guestbook
: Defterimizin adı
e-
Choose your password
: Şifreniz her zaman degişiklik yapmak için
f-
CREATE GUESTBOOK
:Tıklatınız Onay için
g- Mail adresimize bir ileti gelmesi gerek
ACTİVATE kodu
h- O kodu buraya yazarak
i-
Activate your guestbook
! tıklıyoruz
j- Ve bize (
URL
) Adresi verecek
k- Ve daha önce oluşturduğumuz Ziayretci defterinin yerine bu (
URL) yazıyoruz

12月16日

KAÇ KİŞİYİZ

 

KAÇ KİŞİ OLDUNUZ BAKİM

Free Hit Counters