|
|
2月9日 
40 HADİS (S.A.V)
-
Ameller niyete göredir.
-
Meclisler emindirler.
-
İstihşare edilenler emin kimselerdir.
-
Vait borçtur.
-
Nedamet günahlardan pişmanlıktır.
-
Cemaat rahmettir
-
Cemaattan ayrılık azabtır
-
Halk nazarında emin olunan zengindir
-
Din nasihattır
-
Temiz bir aileye sahip olamak şereftir
-
Kerem sahibi takvâlıdır
-
Hayır ilahidir.
-
Dua ibadetir.
-
Cömertlik kardır.
-
Kur'an her derde devadır.
-
Borç insanı çirkinleştirir.
-
Tebdir geçimin yarısıdır.
-
İnsanlarla sevgili olamak aklın yarısıdır.
-
Gam ve ve kederle yaşamak ihtiyarlığın yarısıdır.
-
Harp hiledir. |
-
Güzel sual sormak ilmin yarısıdır.
-
Önce selam sonra kelam.
-
Süt tabiatları değiştirir.
-
Bereket büyüklerimizle olduğumuz zamandır.
-
Allah korkusu her hikmetin başıdır.
-
Şüphelilerden kaçınmak amellerin üstünüdür.
-
Nimetleri zikir cenab-ı Haka şükürdür.
-
Oruç kalkan gibidir.
-
Yumuşaklıkla muamele etmek hikmetin başıdır.
-
İylik güzel ahlektır.
-
Zina fakirliği miras bırakır.
-
Gözlerin zinası harama bakmaktır.
-
Cömertliğin günahı israf etmektir.
-
Cuma fakirin hacıdır.
-
Helal talep etmek cihattır.
-
Garibin ölümü şehadettir.
-
Namaz mü'minin nurudur.
-
Dünya kafirin cennetidir.
-
Cömertliğin günahı başa kalkmaktır.
-
İlmin günahı unutmaktır. |
ÖLÜME HAZIRLIK YAPMAK

Biraz aklı olan insanın yapması gereken, ölümden sürekli kaçmak değil onu her an hatırda tutmaktır. Ancak bu şekilde gerçek hedefinin bilincinde olarak hareket edebilir, nefsinin ve şeytanın kendisini bu geçici dünya hayatı ile aldatıp oyalamasına izin vermez.
Bu dünya insanların eğitim yeridir. Allah insanlara dünyada çeşitli sorumluluklar yüklemiş ve onlara gözetmeleri gereken sınırları bildirmiştir. İnsan, bu sınırları gözettiği, emredilenleri yerine getirip, yasaklanan şeylerden sakındığı ölçüde ruhen olgunlaşır, aklı ve şuuru gelişir. Başına gelen olaylara sabretmesini, hiçbir durumda Allah'ın dininden taviz vermemeyi, her durum karşısında Allah'a yönelip dönmeyi, yalnız O'ndan yardım istemeyi öğrenir. Allah'ı gereği gibi takdir etmeyi, O'na karşı içli bir sevgi ve saygı dolu bir korku duymayı öğrenir, Allah'a karşı katıksız bir iman ve tam bir teslimiyet kazanır. Allah'ın yarattığı nimetlerin değerini gerçek manada anlar ve bu sayede Allah'a karşı olan şükrü, sevgisi, yakınlığı ve hayranlığı artar. Sonuçta, Allah'ın beğendiği üstün akla ve ahlak özelliklerine sahip ideal bir mümin haline gelir. Bu şekilde her yönüyle mükemmel yaratılmış olan cennete girmeye layık, aynı mükemmellikte bir insan haline gelir. Aksi takdirde dünya ortamında hiçbir eğitim almadan cennete girmiş olsaydı pek çok yönden eksik, olumsuz ve yetersiz bir konumda kalacak ve o mükemmel ortamda her türlü hatayı yapmaya açık bir kişiliği olacaktı.
Nitekim Hz. Adem de, cennetteki sonsuz yaşamı için gereken eğitimi almak üzere yeryüzüne gönderilmiş ve birçok imtihanlara tabi olmuştur. Sonuçta Allah'ın Kuran'da övdüğü üstün ahlak ve kişiliğe sahip seçkin bir insan haline gelmiştir.
Kısaca, Allah'ın özel olarak yarattığı bu hikmetli olay dünyadaki eğitimin bir parçası olan imtihan ortamının sırrını içerir. İnsan bu dünyada başına gelen sayısız olaylarla sınanır ve bu imtihandaki başarısı oranında ebedi hayatında ceza veya mükafata kavuşur. Hiç kimse kendi imtihanının ne zaman son bulacağını bilemez. Ölüm, Kuran'da bizlere bildirildiği gibi "süresi belirtilmiş bir yazıdır". (Al-i İmran Suresi, 145) Bu süre bazen uzun, bazen de kısadır. Aslında en uzun olarak tanımladığımız süre bile nadiren 70 ya da 80 senenin üzerine çıkabilir.
Bu nedenle, uzun yaşama hesapları yapmak yerine insan, Allah'a karşı sorumlu olduğunu ve hesap gününde bütün yaptıklarının hesabını vereceğini bilerek, Kuran'ın rehberliğinde ve onun gösterdiği yola uygun olarak yaşamalıdır. Aksi halde, sonsuz hayatı için bir hazırlık yapmaması, bunun için kendisine tanınan bu tek ve son fırsatı kaçırması ve ebediyen cennetten mahrum kalması kendisi için gerçekten de çok acı bir durum olur. Ebediyen cennetten mahrum olan biri sonsuz azap mekanı olan cehenneme gidecek bir ahlak gösteriyor demektir. Bu nedenle dünyada boşa geçen her saniye hem çok büyük bir kayıp hem de çok acı bir sonuca doğru atılan yeni bir adımdır.
Madem gerçek budur, öyleyse bu gerçeğin dünyadaki herşeyden daha önemli olması gerekir. Hayatımızda karşımıza çıkacak muhtemel olaylar için önceden hazırlık yaptığımız gibi, hatta daha da fazla, ölüm ve sonrası için benzeri bir hazırlık yapmamız en mantıklı hareket olacaktır. Zira ölecek olan biziz. Ölümden sonra karşımıza gelecek olaylarla da tek başımıza muhatap olacağız. Bu konu doğrudan doğruya "bizi", yani "kendimiz"i ilgilendirmektedir. Ebedi kurtuluşu isteyen insanlara, Allah Kuran'da şöyle emreder:
Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir. (Haşr Suresi, 18-19)

1月27日


ISLAM'A DAVET
Yeni ilaç bulduk diyor tabibler
Lokman gibi deva bilse ne fayda
Son nefeste döylemezse bu diller
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda.
Milyonun olsada rızkını yersin
Ecel şerbetini birgün içersin
Yalın ayak başın açık gidersin
Dünya dolu malın olsa ne fayda
İlmin rütben çok olsada kardeşim
İman'ın yoksa günah ise işin
Secdeye hiç koymadın ise başın
Dünya ya dikdatör olsan ne fayda
Sur çalınıp yıldızlar dökülünce
Denizler kuruyup sular çekilince
Dağlarda pamuk gibi atılınca
Haramdan mal toplamışsan ne fayda
Cehennem uzaktan gösterilince
Ateşin mahşer yerine sürünce
Sırat köprüsüne halk yürüyünce
Arslan gibi gücün olsa ne fayda
Helal haram demez toplarsın malı
Yüzbin olsa dersin milyon olmalı
Gözünü aç bu dünya fanidir fani
Gidecek. Sende çok dursa ne fayda
Birgün olur götürürler evinden
Kurtuluş yok Azrail'in elinden
Allah adını bırakma dilinden
Bin yıl kadar ömrün olsa ne fayda
Zahmetli iş yoktur İslamiyet'te
Kalbi, ruhu besler ibadetlerde
Ne için müslüman olmazsın sende
Kafir çok iyilik yapsa ne fayda
  
İSRAF
Ondokuz yıl evveldi. Stockholm' e gitmiştim. Bir otele indim.Geceydi.Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir yazı gördüm. Lütfen diyordu, traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var, oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayiine yardımcı olun.
Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla Isveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde " İsveç çeliğinden yapılmıştır" diye yazardı. İşte o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yolluyla uyarıda bulunuyordu.
İsviçre' de zaman zaman, belli periyotlarda, radyolar, televizyonlar, basın bir haberi duyurur. Şu tarihte, şu saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kağıt, ambalâj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.
Beş yaşında idim, rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyor. Çocukluk işte, aman babaanne dedim. Bir pirinç tanesi için bu kadar çaba harcamaya, yorulmaya değer mi? Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu. Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, dedi. Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun? Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.
Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim. Alain'ın proposlarını okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatırladım. Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu. İlâve ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanın alın teri, göz nuru, el emeği vardir diyordu.
Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevâzı yaşayan insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar japonlara göre ruhen tekâmül edememiş, hayatın mânâsını anlayamamış, zavallı kimselerdi. Böyleleriyle, zavallı, evini belediye mezat salonuna çevirmiş diye eğlenirler. Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.
Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar. Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve şu andan itibaren der, Allah şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçların son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Su üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim. Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok. Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm. Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevâzı, ne kadar gösterişten uzak...
Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan boş yere akıtmakta, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz? Hayat çok ince, akıl almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, ilkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım. Bir mıh bir nalı kaybettirir. Bir nal, bir atı, bir at bir orduya savaşı kaybettirir diyordu. Maddî durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım, ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız. Bunda parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır....."
MESCID-I AKSA'YI GEZMEK ISTERSENIZ ASAGIDAKI MESCID-I AKSA RESMI ÜZERINE TIKLAYINIZ

1月19日
ŞEYTAN YERYÜZÜNE İNDİĞİ ZAMAN:
Peygamber Efendimiz buyurdular:
İblis (Cennet'ten kovulup ta) yeryüzüne indirildiği zaman Allah'a şöyle dedi:
-Beni yeryüzüne indirdin, beni kovdun bari bir ev ver !
Allah Teala:
-Senin evin hamamdır! buyurdu.
İblis:
-Bana bir meclis ver dedi.
Alah (c.c.) da:
-Senin meclisin yol ve çarşı-pazarlardır, buyuyrdu.
İblis:
-Hani benim yemeğim? dedi.
Alah (c.c.) da:
-Üzerine Allah'ın adı anılmayan şey senin yemeğindir! buyurdu.
İblis:
-Peki bana müezzin vermezmisin? dedi.
Alah (c.c.) da:
-Senin müezziin zurnalar ve benzeri aletlerdir buyurdu.
İblis:
-Bana okuyacak birşey ver dedi.
Alah (c.c.) da:
-Şiir yeter sana buyurdu.
İblis:
-Söyleyecek söz kıl bana dedi.
Allah (c.c.) da:
-Yalan senin olsun buyurdu.
İblis:
-Bana bir elçi vermezmisin? dedi.
Allah (c.c.) da:
-Kahinler senin elçindir! buyurdu.
İblis:
-Bana avlanacak aletler ve ağlar ver. dedi.
Alah (c.c.) da:
-Senin insanları avlamak için en iyi aletlerin ve tuzakların kadınlardır, buyurdu.
(Ramuzu'l-Ehadis-1507)
AHİRET HAVA YOLLARI
HAREKET YERİ : DÜNYA VARIŞ YERİ : AHİRET UÇUŞ SAATİ : HERAN KALKABİLİR MÜRACAT : ADRESTEN TESLİM ALINIR İSİM : ADEMOĞLU CİNSİ : TOPRAK ADRES :DÜNYA BİLETLER SADECE GİDİŞ İÇİNDİR MÜSADE EDİLEN EŞYALAR .................................................. ---12 METRE BEYAZ KUMAŞ ---SALİH AMEL ---FAYDALI İLİM YOLCU YANINDA BUNLARDAN BAŞKA EŞYA GÖTÜREMEZ.HUZURLU VE RAHAT BİR SEYAHAT İÇİN SAYIN YOLCULARIMIZDAN KUR'ANI KERİM VE HADİSİ ŞERİFLERDEKİ TALİMATLARA UYMALARI ÖNEMLE RİCA OLUNUR. NOT: YOLCULARA VERİLECEK FORMLARDA DOLDURULMASI GEREKEN KISIMLAR:ÖMRÜNÜ NEREDE TÜKETTİN ----GENÇLİĞİNİ NEREDE TÜKETTİN ----MALLARINI NEREDEN KAZANDIN NEREYE HARCADIN GİBİ MEVZULARDIR... ----""""ALLAH İÇİN NE YAPTIN""""
BU AGAC RUHSUZ HİSSİZ DUSUNCESİZ VE RUKU HALİNDE GERİSİNİ SİZ DUSUNUN BEN BİSEY DEMİYORUM
     
TUSUNAMİ SONRASİ KALAN TEK YAPI CAMİ
             
FİRAVUN KAFİRİNİN SECDE HALİNDEKİ CESEDİ
 

1月15日
ıÜü
GERÇEK BİR AŞK HİKAYESİ
Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti. Yanmanin nedeni aksam yedikleri degil, uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi.
Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti.Aslinda bunu yapmakta geç bile kalmisti. Bitmeli dedi içinden, her gün bu tatsiz uyanis bitmeli. Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekile giriyordu.Süratle giyinerek disari çikti. Bugüne kadar hiç bekletmemisti onu, simdi de bekletmemeliydi. Istanbul, soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu. Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; 'Bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor. onlar bile agliyor halimize...'
BULUSMA VAKTI...
Artik Kadiköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü. Simdi midesindeki agri daha da artmisti. Besiktas'a geçtiler. Yolculuk sirasinda hiç konusmadilar. Genç kiz, sevgilisinin bu durgunluguna anlam verememisti. Nereden bilecekti bugün ayrilik çanlarinin çalacagini...
Besiktas'a geldiklerinde bir cafede oturdular. Genç kiz anlamisti sevgilisinin kendisine bir sey söylemek istedigini. 'Bana birsey mi söylemek istiyorsun' diye sordu. Genç adam, gözlerini kaçirarak 'Evet' dedi. Genç kiz heyecanlanmisti, biraz da sinirlenerek 'Söylesene, ne diye bekliyorsun' dedi. Genç adam içini çektikten sonra 'Sence biz nereye kadar gidecegiz?' diye sordu. Genç k?z, 'Bunu sorma geregini niye duydun?' diye yanit verdi. Genç adam söze basladi... "Birkaç ay önce aksam 23:00 civarinda sana telefon açip senin için yazdigim siiri okumak istemistim. Sen bana 'Sirasi mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?' demistin. Biliyormusun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip telefonu kapatmistim. Daha sonra da bu siiri benden hiç istememistin. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meralin 'Sen sanslisin, sevgilin sana bakar'sözüne 'Isim yok da sana mi bakacagim, annen baksin' demistin. Hatirladin mi?"
DUYGUSALLIGI SEVMEM... Genç kiz, 'Biliyorsun ben duygusalligi sevmiyorum. Hem hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez' diye yanitladi. Genç adam güldü, 'Evet canim haklisin. Zaten olmak istesen de bu kalbi tasidigin sürece hasta bakici, hemsire falan olamazsin.' Genç adam devam etti... 'Bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin? Hiç... Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanlari da mutlu etmeyi sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah, her aksam, her gece yani seni andigim her saat tatli bir mesajim vardi senin için biliyormusun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.' Genç kiz anlamisti, 'Yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?' Genç adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdigi ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsündü. 'Hayir' dedi, 'Sair olmani istemiyorum. Olamazsin da... BIZ AYRILMALIYIZ. Ayrilirsak ikimiz için de en hayirlisi olacak.' genç kiz sasirmisti, 'Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdigini saniyordum.' Genç adam iç çekerek 'Hayir canim, sen beni sevdigini saniyorsun. Eger beni sevseydin simdi baska seyler konusuyor olurduk' dedi. Genç kizin gözleri yasarmisti. Genç adam cebinden çikarttigi mendili uzatti, genç kiz gözyaslarini silerek 'Sen bilirsin, umarim beni bir baskasi için birakmiyorsundur...' dedi. Genç adam 'Nasil böyle birsey düsünürsün, senden baska kimse olmadi ve uzun zaman da olacagini sanmiyorum' yanitini verdi. Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada Artik iki yabanciydilar. Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kiz, 'Kalkalim istersen' dedi. Genç adam 'Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin' diye yanitladi. Genç kiz 'Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim' diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu. Genç adam, 'Istersen arkadas kalabiliriz' dedi ve birbirlerine son kez sarildilar. 'BEN DOGRU YAPTIM..." Genç adam dogru yaptigina inaniyordu. Eve döndügünde yürümekten bitap Bir haldeydi. Odasina girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erken kalkip ise gidecekti, uyumaliydi. Birkaç saat sonra uykuya dalmayi basardi. Sabah 7'de saatin ziliyle uyandi. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 cevapsiz arama vardi. Yorgun oldugu için Duymamisti telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesaji açti, sunlar yaziyordu: SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM, HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA, BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM, BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM, SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM, BIR TEK SENI SEVDIM, VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM, ELVEDA BIRTANEM... Genç adam sasirmisti. Onu tanidigi günden beri ilk defa siir aliyordu ve üstelik sabahin besinde yazmisti. Heyecanla onu aradi, telefonu Yabanci bir ses açti. Genç adam Nalan'la görüsebilir miyim?"Dedi. Ama karsisindaki agliyordu, hiçkira hiçkira hemde... 'Ben onun annesiyim yavrum, kizim bu sabah intihar etti. Gece sabaha kadar birilerini arayip durdu. Sabah odasinin isigini sönmemis görünce girdim. Yavrum kendini asmisti....' YIGILIP KALDI... Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin ?ki katini çekiyordu simdi. Oldugu yerde yigilip kaldi... Birkaç ay sonra iki doktor konusuyordu hastanede. Doktarlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyordu. Doktor yanit verdi... 'Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kiz intihar etmis. O günden sonra cep telefonunu elinden hiç birakmamis. Devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim. O uyurken gönderdigi numarayi aradim. Numara 3 ay önce iptal edilmis. Gelen mesajlarda bir siir var. Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladigim Kadariyla siiri yazan çok duygusal biriymis...
"ÇEVRENIZDEKI INSANLARIN NE HISSETTIGI YA DA NEDÜSÜNDÜGÜNDEN O KADAR EMIN OLMAYIN, BAZEN BIR KALBIN,IÇINDE NELER SAKLADIGINI ÖGRENDIGINIZDE HERSEY IÇIN ÇOK GEÇ OLABILIR
EH İZMİR'Lİ OLMAK AYRICALIK:)
1-Izmirli bir kiz; kimseye baglanmaz, cok gerekiyorsa baglar
2-Izmirli bir kiz; asla normal kola icmez. Diet kolanin yaninda, enkalorilisinden pasta yer. (Vicdanazabi duymaz)
4-Izmirli bir kiz; zekasini kanitlamaya calismaz.Dunya alemin bildigi birseyin kaniti olmaz tabii ki...
5-Izmirli bir kiz; hastaliktan olse bile kuafordeki randevusuna geckalmaz
6-Izmirli bir kiz; erkekleri siniflara ayirmaz.Sadece en iyileri bilir tanir, cikar. Cani isterse evlenir
7-Izmirli bir kiz; bastan cikmaz, çikarir
8-Izmirli bir kiz; kumruyu bir cins kus sananlara, her kusun etinin yenmeyecegini cok guzel ogretir
9-Izmirli bir kiz; kaprisin allahini yapar.Yakisir da
10-Izmirli bir kiz; herseyde oldugu gibi, is yasaminda da coook basarilidir. Basarsiz birsey varsa, calistigi sirkettir
11-Izmirli bir kizi; tanimlayacak bir cumle yoktur Cunku mukemmelin tanimi yoktur
12-Izmirli bir kiz; toplum icinde aglamaz olsa olsa gozune kirpik kacmistir
13-Izmirli bir kiz; kendisi hakkinda yapilan olumsuz elestirileri dinler. Bu arada hep 11. maddenin ne kadar dogru oldugunu dusunur durur
14-Izmirli bir kiz; kizdigi zaman, ortalikta olmamaniz tavsiye edilir
15-Izmirli bir kiz; uyusturucu kullanmaz. Uyarici olarak kendi ustun ve ozgun yeteneklerini kullanir
16-Izmirli bir kiz; cani isterse herseye bir kulp takabilir
17-Izmirli bir kiz; en populer mekanlarda babasinin yeriymis gibi rahat davranir. Kasmaz
18-Izmirli bir kiz; en salas mekanlarda da babasinin yeriymis gibi rahatdavranir. Kasmaz
19-Izmirli bir kiz; her yola gelir. Yeter ki cani istesin.
20-Izmirli bir kiz; vazgecmez
21-Izmirli bir kiz; kafeinsiz kahve icer
22-Izmirli bir kiz; icince sapitmaz. Sapitmasi icin icmesine gerekyoktur
23-Izmirli bir kiz; annesine tapar. Kardesleri icin olur. Babasina toz kondurmaz
24-Izmirli bir kiz; otobuse ve minibuse binmez.Toplu tasima araclarina,halkindan uzakta kalmamak icin biner
25-Izmirli bir kiz; butun gece alemini ve piyasayi tanir tanimasinada sorsaniz, tanimamazliktangelir
26-Izmirli bir kiz; kuaforunun soyledigi herseye inanip, sacini abuksabuk kestirip boyatmaz. Paralari Leyla'ya basmaz
27-Izmirli bir kizin; mali kiymetlidir
28-Izmirli bir kiz; comerttir. Kullanma tarihi gecmisve defolu erkekleri halkina bahşeder
29- Izmirli bir kizi; kızdırmaya gelmez, abukluklara gelemez
30- İzmirli bir kiz,3cü maddenin olmadığını fark etmese bile güzelliğinden bi şi kaybetmez... yoksa sende mi fark etmedin ;) bunu yüzüne vurmaz :p
31- İzmirli bir kiz, aşık olmaz, aşık eder; aşk acısı çekmez çektirir.
32- İzmirli bir kız sıcak kanlıdır, kendine bu yüzden basit hatun muamelesi yapanların kendileriyle ilgili bir kuyruk acısı olduğunu bilir. kendi haline bırakır.
KIsaca İzmirli bir hatuna sahipseniz sıkı sıkı sarılın her an elinizden kayıp gidebilir ve büyük ihtimalle bu mail size izmirli bir kız tarafından yollanmaktadır.
Onsuz dünya ne kadar da boş olurdu değil mi? ;)
  
1月13日
HZ.ALI'NIN ağabeyi Cafer b. Ebu Talib'in oğlu Abdullah, sıcak bir günde, bir kabilenin hurmalığına inmişti. Abdullah burada dinlenirken, çalışan köleye, yemek vakti üç parça ekmek geldiğini gördü. Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki, birden önünde açlığı her halinden belli bir köpek belirdi. Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı. Köpek ekmeği derhal yedi, köle ekmeğin ikinci parçasını da attı. köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü, köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe verdi. Kalkıp, yeniden işine dönmek üzereydi ki, olup biteni uzaktan seyreden Abdullah, yaklaşıp sordu: "Ey köle, bugünkü yiyeceğin ne kadardı?" Köle sıkılarak cevap verdi: "Işte bu üç parça ekmek." "O halde neden kendine hiç ayırmadın?" "Baktım ki, hayvan çok aç. O halde bırakmak istemedim." "Peki sen ne yiyeceksin şimdi?" "Oruç tutacağım." Bunun üzerine, Abdullah b. Cafer, köleden sahibini, evinin nerede olduğunu sordu. Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı içindeki köleyle birlikte satın aldı. Sonra döndü, köleye bu tarlayı ve onu sahibinden satın aldığını söyledi ve ekledi: "Seni azad ediyorum. Bu hurmalığı da sana hediye ediyorum." Cömertliğiyle meşhur Abdullah b. Cafer, kendisinden daha cömert birini tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, bu olayı anlatır ve: "Ama o köpeğe topu topu üç parça ekmek vermiş; sense ona koskoca bir hurmalığı ve hürriyetini vermişsin" dediklerinde, şu karşılığı verirdi: "Ama o elindeki herşeyi verdi; ben ise elimdekinin bir kısmını..."
SİGARA İÇMEK AĞRILI VE YAVAŞ BİR ÖLÜME NEDEN OLUR...
SİGARA İÇMEK ÖLDÜRÜR...
12月30日
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MERAK ETME SEN
Bakışların bana biraz cesaret versin Korkuyorum sana aşktan söz etmeye ben Bir sevdiğin varsa ne olur söyle Giderim bu diyardan merak etme sen Toprak olur taş olurum Yolunda yoldaş olurum İstersen kardeş olurum Merak etme sen Her baharım hazan olsa Kara bağrım alev olsa Gurbet bana mezar olsa Merak etme sen Aşkın bana ölüm olsa Merak etme sen Aşkın büyük dağlaraymış Gariplerde severmiş Kara gözlerine yaşlar dolmuş Hadi sil sen üzülme Merak etme sen
BATAN GÜNEŞ
Batan güneş beni de al Dönmem artık bu yerlere Felek sanki inat etmiş Bütün kastı sevenlere Ben şimdi sensiz kaldım Bağrıma taş basacağım Benim sevgim gerçek sevgi Ölsem de seveceğim Şu üç günlük dünyada Çok görüldü sevgimiz Mutluluğa giden yolu Kapadı kaderimiz
BENDE UNUTURUM
Bir gün unutursa doğmayı güneş Unutursa zamanında batmayı Yokluğunun acısına Yanıp yanıp kavrulan yüreğim Unutursa zaman geçmeyi Unutursa mevsimler değişmeyi
Bende unuturum... Yıldız yıldız parlayan saçlarını ben de unuturum... Senin gibi yalnızlığın acısını Ben de unuturum... ışıl ışıl parlayan gözlerini Ben de unuturum... alev alev geceleri
Bir gün unutursa esmeyi rüzgar Unutursa zamanında dinmeyi Sensizliğin rüzgarında Esip esip savrulan yüreğim Unutursa gündüz geceyi Unutursa mevsimler değişmeyi
İster yağmur yağsın ister fırtınalar kopsun Yüreğimin her köşesi paramparça olsun isterse Ben de unuturum... Ben de unuturum seni ben de
DUVAR
Seninle bir daha aynı yolda yürümem Seninle yürüyene yolda tuzakların var Bir daha asla dokunmam tenine Senin teninden önce duvarların var Ben o duvarlara çarpa çarpa Nasır tuttum Ağlaya ağlaya Yosun tuttum Derin bir nefes alır gibi batıyoruz Yükümüz ağır Yeni bir söz söylemek için Ölmek mi gerekir Hadi bir cesaret Sen de taşın altına koy elini inadına inadına Sevişmeli bağır çağır
YEMİNLİYİZ
Sebebim bir tanem her yanım senle dolu Nedensiz seveceğiz sonum olsa bu aşkın yolu
Canımın içi gitmesin bana vedayı etmesin Giderken bensizliğe üzülmesin Bu nasıl ayrılık demesin, bu nasıl acı demesin Son sözü söylüyorum beni dinleyin
Bizi kimse ayıramaz yolumuza kimse taş koyamaz Gülüm bir gün güleceğiz çünkü biz yeminliyiz Bebeğim hep seveceğiz aşk yolunda gideceğiz Gerekirse öleceğiz çünkü biz dönemeyiz
Gidiyorum diyorsun peki neden ağlıyorsun Biliyorum gülüm sende gitmek istemiyorsun Gitmek kolay bebeğim gitmek kolay Kalıp ta sevmek olay Yemin ettik bu aşkın üzerine Biz birbirimizi affetsek bile söyle gülüm Allah affeder mi ikimizi söyle Allah affeder mi? | | |
|
|
|
|
çııÖÖçşıÜü1 - Aydinlikta
Nasreddin Hoca kapisinin önünde bir seyler araniyormus. Komsulari : - Hayrola Hoca efendi, demisler, birsey mi kayip ettin? - Mühürüm düstü de... - Nerede düsürdün? Söyle, biz de bakiverelim... - Içeride düsürdüm, avluda... - Avluda kayip olan sey sokakta aranir mi be Hoca? - Avlu karanlik. Burasi daha aydinlik da onun için burada ariyorum...
2 - Görenler Ne Sanir?
Halktan bir grup toplanmis, merak ettikleri bir soruyu Nasreddin Hoca ya sormuslar : - Hocam, helada sakiz çignemek haram midir? Hoca, biraz düsündükten sonra : - Kara kapli, bu konuda bir sey demez. Ama çignememek iyidir. - Neden? - E, agizda sakizla heladan çiktigini görenler b.k yedigini sanabilirler...
3 - Nerelere Kadar
Nasreddin Hoca, kirda sesinin yettigince bagirarak ezan okuyor ve olanca hiziyla kosuyormus. Bu durumu gören birkaç kisi, Hoca ya birsey oldugunu düsünerek yanina yaklasip sormuslar : - Ne oldu sana, Hoca efendi? Bu ne istir? Hoca, kosmasini sürdürerek : - Sesimin nerelere kadar gittigini merak ettim de... demis. Onun için arkasindan kosuyorum...
4 - Herkes Anlasin Diye
Nasreddin Hoca esegini pazara götürüp satiliga çikartmis. Esek pek huysuzlanmis. Kuyrugunu elleyeni tepmis, disine bakani isirmis... Tellal : - Hoca, demis, bu huysuz esegi kimse almaz. Geri götür... Hoca altta kalmamis : - Zaten satmak için degil, bu esekten neler çektigimi herkes anlasin diye getirmistim pazara!..
5 - Hatim
Nasreddin Hoca ve karisi konusuyorlardi. Karisi : - Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun. - Ne olmus yani? - Imam efendi, karisinin yüzüne bakarak yasin okuyormus. Hoca güldü : - Ben o kadini görsem, hatim bile indiririm!..
6 - Köyün Yabancisi Olunca
Nasreddin Hoca daha önce hiç ugramadigi bir köyden geçiyormus. Bir köylü yanina yaklasmis : - Efendi, bugün günlerden ne? Hoca, yorgunlugun etkisiyle hangi gün oldugunu bir türlü hatirlayamayinca : - Bu köyün yabancisiyim, demis. Buranin günlerini bilmem...
7 - Görürsem Söylerim
Bir arkadasi Nasreddin Hoca ya gelmis. - Bana bak Hoca, kulagini bükmesi benden... Su karina bir sey söyle, sabahtan aksama kadar ev ev dolasiyor, konu komsu birakmiyor... Söyle de azicik evinde otursun. - Peki, demis Hoca, görürsem söylerim...
8 - Postacılar
Nasrettin Hoca`nın bir gün paraya çok ihtiyacı olmuş ve Allah`a mektup yazmış. Mektupta; "Allahım bana yüz altın gönderir misin?" yazıyormuş. Gitmiş mektubunu postahaneye vermiş. Postacılar bakmışlar ki mektup Allah`a gidecek, merak edip mektubu okumuşlar ve kendi aralarında altın toplamışlar fakat 99 tane çıkmış. Bir zarfın içine koyup, Nasrettin Hoca`nın evine bırakmışlar ve kapının arkasından dinliyorlarmış. Nasrettin Hoca mektubu açıp altınları saymış ve Allah`a dua edip; "Allahım bi daha şu postacılarla gönderme, hiç güven olmuyor." demiş...
9 - Yüzme Olayı
Hocanin iki karisi varmış. Bir gün; "En çok hangimizi seviyorsun?" diye sormuşlar. Hoca söylemek istememiş. Yeni karısı: - İkimizde göle düşsek, önce hangimizi kurtarırdın? demiş. Hocaeski eşine : - Sen biraz yüzme biliyordun degil mi?
1 - Fare misin Yoksa Insan mi?
Adamin biri kendini fare zannettigi için akil hastenesine düsmüs. Tedavisi bittikten sonra doktor sormus. Simdi sen bir fare misin yoksa insan mi? Deli : Fare olur mu doktor bey ben bir insanim. Doktor : O zaman artik gidebilirsin iyilestinartik demis. Deli kapidan çikmis ve imdaaaaaat diye bagirarak tekrar içeri girmis doktor ne oldu demis... Deli : Bir kedi gördüm de ondan korktum demis. Doktor : Sen hani sen artik kendini bir fare zannetmiyordun demis. Deli : Ben fareolmadigimi biliyorum da kedi nerden bilsin demis...
2 - Miyav Dedik ya
Iki deli, akil hastahanesinden kaçmaya karar vermisler. Gece vakti hizli bir sekilde duvardan atlayarak bosluktaki tarlaya çikmislar. Tellerin arasindan sürünerek ilerlerken bir bekçi bunlarin hisirtisini duymus. Hemen bagarmis : - Kim varorada? Delilerden biri hemen : -Miyav, miyavvv... Diye seslenmis. Hisirtiyi kedinin çikardigini sanan bekçi tam geri dönecekken deliler yine sürünmeye ve hisirtilar çikartmaya baslamislar. Bekçi hemen dönmüs ve bagarmis : - Kim var orada? Iyice sinirlenen deli : -Miyav dedik ya len...
3 - Saglik Bakani
Akil hastenesini gezen saglik bakani bir hastanin yanina yaklasmis. Hasta ona bakmis, - Yeni mi düstün?.. - Hayir, ben saglik bakaniyim. Buraya sizleri ziyaret etmek için geldim... - Heh heh heh, saglik bakaniymis... Bende Napolyon Bonapart, memnun oldum.
4 - Çay Sekerleri
Deli , kahveye girdiginde soluk solugaydi. Bos bir masaya oturup ocaga seslendi : - Bana bir çay!.. çay geldi , sekerleri atip karistirdi. Garsonadan yine seker istedi. Onlari da atip karistirdi, yeniden istedi. Garson : - Sekiz seker koydun çaya, dedi saskin saskin, - Koydum ama , iste görüyürsun, hepsi eriyor!..
5 - Hamamböcekleri
Akil hastanesinden iki deliyi salivereceklermis. Doktorlar kendi aralarinda "Sunlara son bir test yapalim da görelim akillari baslarina gelmis mi."demisler. Bunun üzerine iki deliyi bir masa basina çagirmislar. Masanin üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canli hamamböcegi dökmüsler ve "Buyrun beyler, yiyiniz." demisler. Delirlerden bir tanesi hemen zeytinlere saldirmis, ötekisi araya girmis, "Önce kaçanlari yiyelim, öburleri nasil olsa duruyor!"
6 - Sayi
Akil hastanesini gezmekte olan gazeteci, bir kogusta rastladigi hastaya sordu: - Burada kaç kisisiniz? Karsisindaki, elini bos ver anlaminda salladiktan sonra: - Asil, dedi, siz disarida kaç kisisiniz?
7 - Bamya Sever
Memduha hanim kocasinin israrlari üzerine bir psikologa gitti : - Ben bamyayi çok seviyorum. Bu yüzden de kocam bana deli diyor. - Laf, dedi doktor. Bende çok severim bamyayi. - Öyle mi ? Öyleyse bir gün bize gelir ne olur. Bizim evde bütünçekmeceler, dolaplar bamya dolu. Tazesi, kurusu, konservesi... Her türlüsü var !..
8 - Tatlanmamis
Akil hastanesinin bahçesinde geziyorlardi. Durdu, havuza egilip agzina biraz su aldi, dogrulup püskürttü. Yanindaki arkadasi sordu : - Ne oldu? - Sabah iki seker attim, su hala tatlanmamis. - Elbet tatsiz olacak. Karistirdin mi ki?
9 - Gökkusagi
Iki deli, yagmurdan sonra, kumasi yirtik, pasli bir semsiyeyi açmislar, yolda gidiyorlardi. Birincisi, gökkusagini gösterdi : - Bak bak... Ikinci bakti ve birden sinirlendi : - Hükümet böyle seyler için para harciyor da, bizim gibi deliler için dogru dürüst bir hastane bile yaptirmiyor...
10 - Saati Kurmak
Delinin biri bir gün havuza bir saat atmis ve daha sonra beklemeye baslamis. Bunu gören diger arkadasi yaklasarak : - Ne yapiyorsun? - Hiç. Havuza saat attim, yüzüyor mu diye bakiyordum. - Peki, saati kurdun mu, diye sormus digeri de. - Hayir! - Be deli, kurmassan nasil yüzsün?..
11 - Sapan
Adamin biri aklini sapanla bozmus. Nerede bir karis lastik bulsa hemen sapan yapip evlerin camina tas atiyormus. Sonunda akil hastanesine kapatmislar. Gel zaman git zaman adam birgün bashekimin odasina gitmis - Ben artik akillandim. Beni çikarin, demis. Bashekim : - Peki seni çikarirsak ne yapacaksin? - Evlenecegim. - Evlenince ne yapacaksin? - Gelini alip gerdek odasina getirecegim. - Sonra? - Önce duvagini sonra gelinligini çikaracagim. Doktor heyecanlanmis : - Sonra, sonra? - Sonra sütyenini çikaracagim. - Eee, sonra? - Sonra kilotunu çikaracagim. Doktor iyice heyecanlanis artik : - Anlat, anlat sonra? - Kilotunun lastigini çikarip sapan yapacagim...
12 - Sinema Bileti
Adamin biri sinemaya gitmis. Giseden bilet almis ve içeri girmis. Çikmis, tekrar almis, içeri girmis, biraz sonra tekrar çikmis ve bilet almak giseye gelmis. Gisedeki adam dayanamayip sonunda sormus : - Bu kaçinci biletiniz beyefendi? Adam cevap vermis : - Içerde bir deli var biletimi durmadan yirtiyor!.. | 12月19日
|
|
|
|
|
|
1-FATİHA:
1 - Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
2 - Hamd o âlemlerin Rabbi,
3 - O Rahmân ve Rahim,
4 - O, din gününün maliki Allah'ın.
5 - Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!).
6 - Hidayet eyle bizi doğru yola,
7 - O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.
1. The Opening (Al-Fátíha)
1. In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.
2. Praise be to Allah, the Cherisher and Sustainer of the worlds;
3. Most Gracious, Most Merciful;
4. Master of the Day of Judgment.
5. Thee do we worship, and Thine aid we seek.
6. Show us the straight way,
7. The way of those on whom Thou hast bestowed Thy Grace, those whose (portion) is not wrath, and who go not astray.
105-FİL:
1 - Görmedin mi Rabb'in fil sahiplerine ne yaptı?
2 - Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
3 - Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi.
4 - Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı.
5 - Ve onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptık.
105. The Elephant (Al-Fíl)
1. Seest thou not how thy Lord dealt with the Companions of the Elephant?
2. Did He not make their treacherous plan go astray?
3. And He sent against them Flights of Birds,
4. Striking them with stones of baked clay.
5. Then did He make them like an empty field of stalks and straw, (of which the corn) has been eaten up
106-KUREYŞ:
1 - Kureyş'in ilâfı (güven ve barış andlaşmalarından faydalanmalarını sağlamak) için.
2 - Kış ve yaz seferlerinde (faydalandıkları andlaşmaların) kadrini bilmiş olmaları için.
3 - Bu Beyt (Kâbe)nin Rabbine kulluk etsinler.
4 - O, kendilerini açlıktan kurtararak beslemiştir ve her tehlikeye karşı onlara emniyet vermiştir.
106. The Quraish
1. For the familiarity of the Quraish,
2. Their familiarity with the journeys by winter and summer,-
3. Let them adore the Lord of this House,
4. Who provides them with food against hunger, and with security against fear (of danger).
107-MA'UN:
1 - Dini yalanlayanı gördün mü?
2 - İşte o, öksüzü iter, kakar.
3 - Yoksulu doyurmaya önayak olmaz.
4 - Vay haline o namaz kılanların ki,
5 - Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler.
6 - Gösteriş yaparlar onlar,
7 - Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler).
107. Neighborly Needs (Al-Máün)
1. Seest thou one who denies the Judgment (to come)?
2. Then such is the (one) who repulses the orphan,
3. And encourages not the feeding of the indigent.
4. So woe to the worshippers
5. Who are neglectful of their prayers,
6. Those who (want but) to be seen,
7. But refuse (to supply) (even) neighborly needs.
108-KEVSER:
1 - Muhakkak biz sana Kevser'i verdik.
2 - Öyleyse Rabb'in için namaz kıl ve kurban kes.
3 - Muhakkak ki sonu kesik olan, sana buğzedendir.
108. Abundance (Al-Kauthar)
1. To thee have We granted the (Fount of) Abundance.
2. Therefore to thy Lord turn in Prayer and Sacrifice.
3. For he who hateth thee, he will be cut off (from Future Hope).
109-KAFİRUN:
1 - De ki: Ey kâfirler
2 - Sizin taptıklarınıza ben tapmam.
3 - Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz.
4 - Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim.
5 - Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.
6 - Sizin dininiz size, benim dinim banadır.
109. Those Who Reject Faith (Al-Káfirün)
1. Say : O ye that reject Faith!
2. I worship not that which ye worship,
3. Nor will ye worship that which I worship.
4. And I will not worship that which ye have been wont to worship,
5. Nor will ye worship that which I worship.
6. To you be your Way, and to me mine.
110-NASR:
1 - Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,
2 - Ve insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde,
3 - Rabbini öğerek tesbih et, O'ndan bağışlanmanı dile, çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.
110. Help (An-Nasr)
1. When comes the Help of Allah, and Victory,
2. And thou dost see the people enter Allah's Religion in crowds,
3. Celebrate the praises of thy Lord, and pray for His Forgiveness: for He is Oft- Returning (in forgiveness).
111-TEBBET:
1 - Ebu Leheb'in elleri kurusun (yok olsun o), zaten yok oldu ya.
2 - Ne malı ne de kazandığı onu kurtaramadı.
3 - (O), alevli bir ateşe girecektir.
4 - Karısı da odun hamalı olarak (onunla beraber girecektir).
5 - Boynunda da hurma lifinden bir ip olacaktır.
111. The Flame (Al-Lahab)
1. Perish the hands of the Father of Flame! Perish he!
2. No profit to him from all his wealth, and all his gains!
3. Burnt soon will he be in a Fire of Blazing Flame!
4. His wife shall carry the (crackling) wood - as fuel!-
5. A twisted rope of palm-leaf fiber round her (own) neck!
112-İHLAS:
1 - De ki; O Allah bir tektir.
2 - Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir
3 - Doğurmadı ve doğurulmadı
4 - O 'na bir denk de olmadı.
112. Purity of Faith (Al-Ikhlás)
1. Say: He is Allah, the One;
2. Allah, the Eternal, Absolute;
3. He begetteth not, nor is He begotten;
4. And there is none like unto Him.
113-FELAK:
1 - De ki: "Ben, ağaran sabahın Rabbine sığınırım,
2 - Yarattığı şeylerin şerrinden,
3 - Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
4 - Ve düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden,
5 - Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.
113. The Dawn (Al-Falaq)
1. Say: I seek refuge with the Lord of the Dawn,
2. From the mischief of created things;
3. From the mischief of Darkness as it overspreads;
4. From the mischief of those who blow on knots;
5. And from the mischief of the envious one as he practices envy.
114-NAS:
1 - De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
2 - İnsanların hükümdârına,
3 - İnsanların ilâhına,
4 - O sinsi vesvesecinin şerrinden.
5 - O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.
6 - Gerek cinlerden, gerek insanlardan.
114. Mankind (An-Nás)
1. Say: I seek refuge with the Lord and Cherisher of Mankind,
2. The King (or Ruler) of Mankind,
3. The God (or Judge) of Mankind,-
4. From the mischief of the Whisperer (of Evil), who withdraws (after his whisper),-
5. Who whispers into the hearts of Mankind,-
6. Among Jinns and among Men. |
|
|
|
|
Al-i İmran:
45. Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır.
46. sâlihlerden olarak beşikte iken ve yetişkinlik halinde insanlara (peygamber sözleri ile) konuşacak.
47. Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "Ol!" der; o da oluverir.
45. Behold! the angels said: "O Mary! Allah giveth thee glad tidings of a Word from Him: his name will be Christ Jesus, the son of Mary, held in honor in this world and the Hereafter and of (the company of) those nearest to Allah."
46. "He shall speak to the people in childhood and in maturity. And he shall be (of the company) of the righteous."
47. She said: "O my Lord! How shall I have a son when no man hath touched me?" He said: "Even so; Allah createth what He willeth: When He hath decreed a plan, He but saith to it, 'Be,' and it is!"
Meryem:
17. Meryem, onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü.
18. Meryem dedi ki: Senden, çok esirgeyici olan Allah'a sığınırım! Eğer Allah'tan sakınan bir kimse isen (bana dokunma).
19. Melek: Ben, yalnızca, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için Rabbinin bir elçisiyim, dedi.
20. Meryem: Bana bir insan eli değmediği, iffetsiz de olmadığım halde benim nasıl çocuğum olabilir? dedi.
21. Melek: Öyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolaydır. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, hüküm ve karara bağlanmış (ezelde olup bitmiş) bir iş idi.
22. Meryem ona hamile kaldı. Bunun üzerine onunla (karnındaki çocukla) uzak bir yere çekildi.
23. Doğum sancısı onu bir hurma ağacına (dayanmaya) sevketti. "Keşke, dedi, bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!"
24. Aşağısından (İsa yahut melek) ona şöyle seslendi: "Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir."
25. "Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün."
26. "Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah'a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım."
27. Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!
28. Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi.
29. Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. "Biz, dediler, beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz?"
30. Çocuk şöyle dedi: "Ben, Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber yaptı."
31. "Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti."
32. "Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı."
33. "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır."
34. İşte, hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak- budur.
35. Allah'ın bir evlât edinmesi, olur şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece "Ol!" der ve hemen olur.
36. (İsa şunu da söyledi:) Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk ediniz. İşte doğru yol budur.
17. She placed a screen (to screen herself) from them; then We sent her Our angel, and he appeared before her as a man in all respects.
18. She said: "I seek refuge from thee to (Allah) Most Gracious: (come not near) if thou dost fear Allah."
19. He said: "Nay, I am only a messenger from thy Lord, (to announce) to thee the gift of a pure son.
20. She said: "How shall I have a son, seeing that no man has touched me, and I am not unchaste?"
21. He said: "So (it will be): thy Lord saith, 'That is easy for Me: and (We wish) to appoint him as a Sign unto men and a Mercy from Us'. It is a matter (so) decreed."
22. So she conceived him, and she retired with him to a remote place.
23. And the pains of childbirth drove her to the trunk of a palm-tree. She cried (in her anguish): "Ah! would that I had died before this! would that I had been a thing forgotten!"
24. But (a voice) cried to her from beneath the (palm-tree): "Grieve not! for thy Lord hath provided a rivulet beneath thee;
25. "And shake towards thyself the trunk of the palm-tree: It will let fall fresh ripe dates upon thee.
26. "So eat and drink and cool (thine) eye. And if thou dost see any man, say, 'I have vowed a fast to (Allah) Most Gracious, and this day will I enter into no talk with any human being'"
27. At length she brought the (babe) to her people, carrying him (in her arms). They said: "O Mary! truly a strange thing has thou brought!
28. "O sister of Aaron! Thy father was not a man of evil, nor thy mother a woman unchaste!"
29. But she pointed to the babe. They said: "How can we talk to one who is a child in the cradle?"
30. He said: "I am indeed a servant of Allah. He hath given me revelation and made me a prophet;
31. "And He hath made me blessed wheresoever I be, and hath enjoined on me Prayer and Charity as long as I live;
32. "(He hath made me) kind to my mother, and not overbearing or unblest;
33. "So peace is on me the day I was born, the day that I die, and the day that I shall be raised up to life (again)"!
34. Such (was) Jesus the son of Mary: (it is) a statement of truth, about which they (vainly) dispute.
35. It is not befitting to (the majesty of) Allah that He should beget a son. Glory be to Him! when He determines a matter, He only says to it, "Be", and it is.
36. Verily Allah is my Lord and your Lord: Him therefore serve ye: this is a Way that is straight. |
|
|
|
|
İlim İlim Bilmektir
İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir Sen kendini bilmez isen Ya nice okumaktır
Okumaktan mânâ ne Kişi Hakk'ı bilmektir Çün okudun bilmez isen Ha bir kuru emektir
Okudum bildim deme Çok tâat kıldım deme Eri Hak bilmez isen Abes yere yelmektir
Dört kitabın manası Bellidir bir elifde Sen elifi bilmez isen Bu nice okumaktır
Yunus Emre der hoca Gerekse var bin hacca Hepisinden eyice Bir gönüle girmektir
Yunus Emre
|
|
|
|
|
35 YAŞ ŞİİRİ
Yas otuz bes! yolun yarisi eder. Dante gibi ortasindayiz ömrün. Delikanli çagimizdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yasina bakmadan gider.
Sakaklarima kar mi yagdi ne var? Benim mi Allahim bu çizgili yüz? Ya gözler altindaki mor halkalar? Neden böyle düsman görünürsünüz, Yillar yili dost bildigim aynalar?
Zamanla nasil degisiyor insan! Hangi resmime baksam ben degilim. Nerde o günler, o sevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben degilim; Yalandir kaygisiz oldugum yalan.
Hayal meyal seylerden ilk askimiz; Hatirasi bile yabanci gelir. Hayata beraber basladigimiz, Dostlarla da yollar ayrildi bir bir; Gittikçe artiyor yalnizligimiz.
Gökyüzünün baska rengi de varmis! Geç farkettim tasin sert oldugunu. Su insani bogar, ates yakarmis! Her dogan günün bir dert oldugunu, Insan bu yasa gelince anlarmis.
Ayva sari nar kirmizi sonbahar! Her yil biraz daha benimsedigim. Ne dönüp duruyor havada kuslar? Nerden çikti bu cenaze? ölen kim? Bu kaçinci bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin basinda. Uyudun uyanamadin olacak. Kimbilir nerde, nasil, kaç yasinda? Bir namazlik saltanatin olacak, Taht misali o musalla tasinda.
ıÜüKALDIRIMLAR
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık. Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler... Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya, Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..
NECİP FAZIL KISAKÜREK
ıÜüCANAKKALE SEHITLERINE
Suheda govdesi, bir baksana daglar taslar... O, ruku olmasa, dunyada egilmez baslar,
Vurulmus temiz alnindan uzanmis yatiyor; Bir hilal ugruna ya Rab, ne gunesler batiyor!
Ey, bu topraklar icin topraga dusmus, asker! Gokten ecdad inerek opse o pak alni deger.
Ne buyuksun ki kanin kurtariyor Tevhid'i... Bedr'in aslanlari ancak, bu kadar sanli idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsin? "gomelim gel seni tarihe!" desem, sigmazsin.
Herc u merc ettigin edvara ya yetmez o kitab... seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu, tasindir" diyerek Kabe'yi diksem basina; Ruhumun vahyini duysam da gecirsem tasina;
Sonra gok kubbeyi alsam da, rida namiyle, Kanayan lahdine ceksem butun ecramiyle;
Mor bulutlarla acik turbene catsam da tavan; Yedi kandilli Sureyya'yi uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altinda, burunmus kanina, Uzanirken gece mehtabi getirsem yanina,
Turbedarin gibi ta fecre kadar bekletsem; Gunduzun fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tullenen magribi, aksamlari sarsam yarana... Yine bir sey yapabildim diyemem hatirana.
Sen ki, son ehl-i salibin kirarak savletini, Sarkin en sevgili sultani Salahaddin'i,
Kilic Arslan gibi iclaline ettin hayran... Sen ki islami kusatmis, doguyorken husran,
O demir cemberi gogsunde kirip parcaladin; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrami adin;
Sen ki; a'sara gomulsen tasacaksin... Heyhat, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey sehid oglu sehid, isteme benden makber, Sana agusunu acmis duruyor Peygamber.
Mehmet Akif ERSOY |
MSN SAYAÇ EKLEMEK
Msn Space"imize Kaç Kişi Gelmiş Diye Merak Ediyorsanız
ve Sitemizinde Biraz Hoş Görünmesini İstiyorsanız
Buyrun Sayacımızı Eklemey Başlıyalım Nedersinzi.
1-) Aşağıda Bulunan Linke Tıklayalım
2-) Burdan Kendimize Uygun Sayacı Seçelim
Alta Bulunan Go to Step 2 Tiklıyalım
3-) Bu sayfaya Bilgilerimizi Girelim
Alta Bulunan Go to Step 2 Tiklıyalım
4-) Kutu İçersindeki <HTML> Kodunu Kopyalayalım
Ve Sayacımızın Nerde Görünmesini İstiyorsak
Oraya Bu <HTML> kodunu Yapıştıralı OK.
Tıklayınız
MSN ANKET EKLEMEK
Msn Spaces"imize Anket Eklemek
Yapmanız Gereken Aşağıda Bulunan Link Tıklamanız
Ordaki " Enter your pool question " Yazisinin Sağında
Bulunan Yere Anket Başlığımızı Yazalım
Altında Bulunan " Number of answers" Yerinede
Kaç Tane Cevap İskiyorsak İsaretliyoruz
Sonra NEXT" tıklayıp Açılan Sayfada Cevap Şıklarını yazın
Sonra NEXT"tıklayın Son Ayarları Yapdıkdan Sonra Finis.
Bize Diger açılan Sayfada URL adresi Verecek Bunu
List bölümünden Açarak URL Kısmına Yazmanız Yeter.
Tıklayınız
BLOG"A MÜZİK EKLEMEK
Msn Spaces"imize Müzik Eklemek İçin İlk Yapmamız Gereken
Blog Kısmına TIklayınız Ve Acılan Blog Sayfanına
Yeni bir Blog Yeri Açarsanız Eger <HTML> Tıkladıkdan Sonra
Ordaki <DİV><DİV> Siliniz
Yeni Değil İse <HTML> Tıkladıkdan Sonra Bu Kodu Yazınız
<IMG height=0 loop=infinite dynsrc= "Braya URL Yazınız" width=0>
Örn URL : http://server2.dopdolu.net/canli/179.wma
MSN CUSTOM HTML KOD EKLEMEK
Önce Spaces"imizi Düzenlemek için Login Oluyoruz.
Daha Sonra Adres Cubuğunda Var Olan
URL "in Sonuna Şu Kodu Ekliyoruz
&powertoy=sandbox
Adres Cbugunun Sonundaki Git Tıklıyoruz
Sayfa Yenilendikden Sonra
Ayarlar Bölümünden " CUSTOMİZE"ordan
da " MODULES"i Tıkladıktan sonra Şeceneklerin
Arasında CUSTOM HTML"inde Eklenmiş Olduğunu
Göreceksiniz Add"e Tıklayın ve Save"e Basın
MSN YAZI,CERCEVE,ARKAPLAN RENK
Önce Spaces"imizi Düzenlemek için Login Oluyoruz.
Daha Sonra Adres Cubuğunda Var Olan
URL "in Sonuna Şu Kodu Ekliyoruz
&powertoy=tweakomatic
Adres Cbugunun Sonundaki Git Tıklıyoruz
Sayfa Yenilendikden Sonra
Ayarlar Bölümünden " CUSTOMİZE"ordan
da " MODULES"i Tıkladıktan sonra Şeceneklerin
Arasında TWEAKOMATİC"inde Eklenmiş Olduğunu
Göreceksiniz Add"e Tıklayın ve Save"e Basın
MSN MEDİA PLAYER EKLEMEK
Önce Spaces"imizi Düzenlemek için Login Oluyoruz.
Daha Sonra Adres Cubuğunda Var Olan
URL "in Sonuna Bu Kodu Ekliyoruz
&powertoy=musicvideo
Adres Cbugunun Sonundaki Git Tıklıyoruz
Sayfa Yenilendikden Sonra
Ayarlar Bölümünden " CUSTOMİZE"ordan
da " MODULES"i Tıkladıktan sonra Şeceneklerin
Arasında Media Player "inde Eklenmiş Olduğunu
Göreceksiniz Add"e Tıklayın ve Save"e Basın
YENİ ZİYARETCİ DEFTERİ OLUŞTURMA UMARIM BEYENİRSİNİZ
İlk önce benim [ ZİYARETCİ NOT DEFTERİME ] Tıklayınız. Yukarda [ Yeni ziyaretci defteri oluştur ] seçenegine tıklayınız. Daha sonra açılan pencerede yapmamız gerekenler a- Your name : KADAN_ADAM Bu secenek cıkacakdır b- Your email address : Email adresinizi yazın"ki size URL yollasın c- Your website address : Spaces adresinizi tam yazın d- Title for your guestbook : Defterimizin adı e- Choose your password : Şifreniz her zaman degişiklik yapmak için f- CREATE GUESTBOOK :Tıklatınız Onay için g- Mail adresimize bir ileti gelmesi gerek ACTİVATE kodu h- O kodu buraya yazarak i- Activate your guestbook! tıklıyoruz j- Ve bize ( URL ) Adresi verecek k- Ve daha önce oluşturduğumuz Ziayretci defterinin yerine bu (URL) yazıyoruz
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|